Denizli Halk Müziği ve Halk Oyunlarına dair bazı değerlendirmeler / Atila Girgin
Sevgili dostlar, önemli kültürel değerlerimizden olan Halk Müziğimiz, türkülerimiz ve Halk Oyunlarımıza dair önemli bir kaynak olabilecek bir paylaşımla, bu değerlerimizi unutulmazlarımız adına, bölge ve yöre belleğine not düşmek istedim.
Halk Türküleri ve oyun havaları bir dönemin adeta kent belleği gibidir. Dönemin çoşkusunu, sevincini ve yaşam alışkanlıklarını ifade etmekte çok değerli bilgi hazineleridir ve kuşaktan kuşağa aktarılarakta kent belleği özelliği taşımaya devam ederler. Bu kapsamda olmak üzere , yöre türkülerimiz ve Sarayköy Zeybeği oyun havası da benzeri bir işleve sahiptir ve Sarayköy'ün bir döneminin cansız tanıklarıdırlar.
Bu tanıklık aynı zamanda, yöremiz ve Anadolunun batı bölgelerindeki benzeri yaşam öykülerinin ve yaşam alışkanlıklarının adeta bir aynası gibidir.
Yitip giden bu değerlerimizi tarihin hafızasına aktarmak adına sizlerle paylaşmak istedim.
Unutulmaya yüz tutmuş yöre türküleri, hiç şüphe yok ki sizleri zaman zaman hüzünlendirecek, zaman zaman da sevindirecektir. Bazen “ah benim güzel memleketim”, “bazen vah benim güzel memleketim”, bazen de “ah şimdi orada olmak vardı” vb. şeyler diyeceksiniz. Bazen, Türkülerimizdeki gibi, ”Ben güzele varacam, çirkine tövbeliyim, aman yele yelelom” diyecek, bazende, “Yeşil giy yeşil kuşan, yanay da yananay, yeşil çimene düşen yanay da yananay, acep iflah olurmu senin aşkına düşen ?” diyeceksiniz.
Benzeri şekilde Sarayköy Zeybeği oyun havasını izlerken, dinlerken ya da oynarken milli mücadeledeki direniş günlerine gidivereceksiniz. İbrahim Helvacı dostun söylemiyle “Sevgili Dost, Sarayköy Zeybeğini dinlerken büyük keyif aldım; içimden "Haydi Efeleer!" diye seslenmek geldi, seslendim de!, Ellerinize, emeklerinize saglik. Ibrahim Helvaci.”
Sevgili Sarayköy sevdalısı dostlardan İbrahim Helvacı ağabeyimizin önemsediğim bu söyleminin çoğumuzun duygularınıda ifade ettiğini düşünüyorum.
Ulusal kurtuluş savaşının daha ilk evrelerinde organize olan yurtsever Sarayköylülerin direniş simgesi olan Sarayköy Efesi ve Sarayköy Zeybeği oyun havası o şanlı günlerden günümüze bir armağandır. Direnişin ve mücadelenin isimsiz kahramanlarına saygı ve şükran duygularımızla. Anıları yaşamımıza önder olsun.
Bu kapsamda Sarayköy Zeybeği ve bazı Sarayköy Türküleri yitip gitmemişse, yok olmamışsa, bu değerler müzik arşivlerinde bölgemiz ve yöremiz adına önemli bir kazanımsa, bu durumlarda emeği geçenleri saygıyla anmak, kent belleğine de not düşmek gerekmektedir diye düşünenlerdenim.
“Acılar paylaşıldıkça azalırken sevinçler paylaşıldıkça çoğalır” der bir özlü söz. Ben de bu güzel duygular ve motive edici yaklaşımları benimsiyorum. Bu güzide değerleri ve birikimlerini sonsuza taşımak , kültürel değerlerimizi sahiplenebilmek, siz sevgili dostlarla paylaşmak da bir görevdir diye düşünüyorum.
Sevgili dostlar; kaybolan ya da kaybolmaya yüz tutmuş bu kültürel ve işitsel değerlerimizi sahiplenmek, anımsanmasına katkı sağlamak bir hemşehrilik görevi olsa gerek düşüncesiyle bu paylaşımları yapmış bulunuyorum. Bayramlarda, düğünlerde, şenliklerde haydi vur davulcu vur, vur da bi oynayıverelim demek ve sahiplenmek keyfiyeti sizlerin, Yanıtınız evet ise; haydi iyi sahiplenmeler. Bu kültürel değerlerimizi tarihe not düşen, unutulmazlarımız adına bizlere katkı veren her düzeyde emek ürününe ve emekçilerine saygılar sunuyorum. Selam olsun bu konuda uğraş vermiş ve vermekte olan tüm değerli üstadlara. Dostluk ve esenlik dileklerimle. Dost kalın, dostlukla kalın.



































