10 Mart 2011 Perşembe

Sarayköy - Nostalji / Atila Girgin

SARAYKÖY - NOSTALJİ
Sevgili dostlar, Sarayköy benim canım memleketim. Yaşamımın çocukluk ve ilk gençlik yıllarımın geçtiği güzel bir yurt köşesi. O güzel memleketin anıları ile yoğrulmuş beynimin bir köşesi. Unutulması olası değil. Ata toprağım olan bu güzel memleketin türküleri ve fotoğraf kareleri eşliğinde sizleri bu güzel Anadolu köşesinde seyirlik bir tura davet ediyorum.

SARAYKÖY 

Merkezi nüfusu 2007:18.400'dür. Sarayköy ilçesinin kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemesine rağmen, XlV.yüzyılın sonlarına doğru Türkmen aşiret Reisi Sarıbey tarafından kurulduğu tahmin edilmektedir. Sarıbey’in kendi adı ile kurduğu köyün adı, daha sonraları çeşitli değişikliklere uğrayarak günümüzde Sarayköy’e dönüşmüştür. 1763 yılına kadar köy olan Sarayköy, bu tarihte Aydın iline bağlı bucak olmuştur. 1867 yılında Denizli livasının kazaya çevrilmesi üzerine, Denizli’ye bağlı bir nahiye olarak statüsünü korumuş, 26 Şubat 1882 yılında Denizli’nin sancak olması üzerine bu tarihten itibaren Denizli Sancağı’na bağlı bir kaza olmuştur. 

15 Mayıs 1919’da Yunanlılar ’ın İzmir’i işgal ederek Aydın, Nazilli ve Sarayköy’e doğru ilerlemeleri karşısında Sarayköy Heyet-i Milliyesi zaman kaybetmeden harekete geçti. Müftü Ahmet Şükrü Yavuzyılmaz, Sarayköy ve civarında eli silah tutabilen herkesi topladı. Bu girişim sayesinde toplanan gönüllü kuvvet Menderes köprüsünü ve havalisini koruyarak, düşmanın ilerlemesini ve Denizli’ye girmesini engellemiştir. 

Bu günün anısı ve Sarayköylü vatanseverlerin gösterdiği kahramanlık nedeniyle bir efe heykeli yaptırılmış, bu heykel Sarayköy’ün sembolü olmuştur. Her yıl 24 Mayıs gününde bu anlamlı ve coşkulu olay tüm ilçede “Sarayköy’ün Milli Mücadeleye Katılım Günü” olarak şenliklerle kutlanmaktadır. 

Coğrafi Yapı ve Nüfus

Denizli merkeze 20 km. mesafedeki Sarayköy’ün kuzeyinde Buldan, doğusunda Denizli, güneyinde Babadağ, batısında Buharkent, Kuyucak ilçeleri ile çevrilidir. Aydın dağları ile Menteşe dağları arasında akan Büyük Menderes akarsuyu nedeniyle, aynı adı alan ovada yerleşilmiş, ancak bazı köyler çevredeki dağ eteklerinde sıralanmışlardır. Yüzölçümü 470 km2’dir. İlçenin kuzeyinden Büyük Menderes akarsuyu geçmektedir. Ayrıca yazın suyunu kaybeden küçük çaylarda bulunmaktadır. 

Akdeniz ikliminin özelliklerinin görüldüğü ilçede, yazlar sıcak ve kurak, kışlar ise çok soğuk olmamakla beraber yağışlı geçmektedir. 

Sarayköy’ün Sazak dağı ise genelde çıplak, ancak dağın ve çevresinin ağaçlandırılması için Denizli Orman Bölge Müdürlüğü’nce yoğun çalışmalar sürdürülmekte ve bu nedenle birçok fidan dikilmiş bulunmaktadır. 

2000 yılı nüfus sayımına göre; merkez ilçe nüfusu 18.600, toplam nüfusu 38.000’dir. Ekonomik Durum Sarayköy ve çevresinde en gelişmiş sanayi dalı dokumacılıktır. Eskiden beri Babadağ ve köylerinde yürütülen dokumacılık son yıllarda Sarayköy’ün çevre köylerine de girmiştir. Buralarda çoğunlukla tüccar için fason dokunan ham bezler daha sonra işlenerek ve desen baskıları yapılarak çarşaf ve nevresim halinde piyasaya sunulmaktadır. Köprübaşı köyündeki iki tekstil fabrikası bu yöntemle ürettiği tekstil mamullerini yurt dışına ihraç etmektedir. Sarayköy’de bulunan meşrubat fabrikasında gazoz ve kola gibi içecekler üretilmektedir. Ayrıca sarayköy izmir yolu üzerinde sarayköye 3 km uzaklıkta menderes tekstil sarayköy nufüsuyla birlikte, Manisa, Aydın ve ilçeleri olmak üzere bir çok aileye iş imkânı sunmuş 8 bine yakın çalışanı ile büyük istihdamı başta sarayköy halkı olmak üzere çevre illere bu imkânı sunmuştur. 

Sarayköyde bahçe kültürüde oldukça yaygındır şeftali, erik, kayısı, başta olmak üzere çok sayıda meyve yetiştiriciliği yapılmaktadır. ayrıca Sarayköy iklimi elverişli olması nedeniyle kendi kendine yetebilen bir ilçemiz olduğu kadar çevre ilçelere , illere ve dış ülkelere de ihraç etmektedir. Çiftçiliğin geçim kaynağı olduğu sarayköyde pamuk üretimi ve bağcılık verimli ovasında yetiştirilmektedir. ilçenin hasköy köyünde 1 adet tavuk çiftliği bulunmakla beraber tekke hamamları civarında seracılık oldukça yaygındır. 

Sarayköyün Denizliye uzaklığı 22 km olması ulaşımı kolaylaştırmış, sanayi ürünlerinin maliyetini düşürmüş, piyasaya sunulmasını kolaylaştışmıştır. Denizli Sarayköy güzergahı üzerinde 300’ e yakın sanayi tesisi bulunmaktadır. Türkiyede sanayi açısından ilk sıralarda yer alan ilimiz ülkeye bu sayede büyük miktarda döviz girdisi sağlamaktadır. 

Kızıldere jeotermal santralinden dışarıya atılan atık sıcak su kullanılarak, merkezi ısıtma yöntemi ile Sarayköy ilçe merkezinde yaklaşık 5000 konut ısıtılmaktadır. Kızıldere jeotermal santraline ek olarak yapılan bir tesiste santralden dışarıya atılan atık sudan kurubuz ve sıvı karbondioksit üretilmektedir. Tesisin işletme kapasitesi yurdumuzun bu ihtiyacını karşılayabilecek düzeydedir. Üretilen bu ürünler yurdumuzda meşrubat sanayiinde, gıdaları dondurma ve şoklama işlemlerinde ayrıca endüstride de kullanılmaya başlanmıştır. 

İlçede 1940 yılında, 17 ortak tarafından kurulmuş olan (halen 1687 ortağı vardır) 3500 ton kapasiteli kapalı depolama alanı, 34 adet çırçır makinesinden oluşan bir çırçır fabrikası bulunmaktadır. Büyük Menderes akarsuyunun suladığı Sarayköy ovası sulu tarımın yapıldığı verimli bir arazidir. Kanal ve kanaletler sistemi ile ekili alanların büyük bir bölümü sulanmaktadır. 105.000 dekarlık pamuk ekili alanı toplam arazinin %68’ini oluşturmakta, ardından sebze ile erik, kayısı şeftali üretimi gelmektedir. Bunların dışında çok olmamakla birlikte zeytin üretimi de yapılmaktadır. İlçe yer altı kaynakları yönünden zengindir. Yeşilyurt köyü çevresinde alçıtaşı ocakları bulunmaktadır. Sazak dağında ve Kabaağaç alanında kalorisi çok yüksek fakat damar olarak az olan Linyit kömür ocakları bulunur Yakın çevrede, Kızıldere, Tekke, Yenice ılıcaları olmak üzere bu şifalı sular Büyük Menderes akarsuyu çevresinde bulunmaktadırlar. İlçe sınırları içinde ayrıca in hamamı ılıcaları da vardır. Kızıldere Jeotermal Santrali: Denizli Sarayköy ilçesi Karataş köyü sınırları içerisindedir.
Dost kalın, dostlukla kalın.
Esenlik dileklerimle.

30 Haziran 2010 Çarşamba

SEVGİLİ GALİP HAZNEDAR ÖĞRETMENİMİZ / İbrahim Helvacı


SEVGİLİ ÖĞRETMENİMİZ GALİP HAZNEDAR

Örnek bir Cumhuriyet öğretmeni,
Bir dönem Saraköy’ün Sevgili Başöğretmeni, Öğretmenlerin öğretmeni,

Sevgi ve saygılı duruş ve gülümseyen gözler ile hepimizin sevgili büyüğü, öğretmeni, ağabeyi, her ne güzel tanımlayıcı sıfat varsa, bu sıfatların hepsini ama hepsini hak eden bir güzel insan.
***************
Sevgili Dost İbrahim Helvacı dedi ki...
Örnek bir Cumhuriyet ve Atatürk öğretmeni olan Galip Haznedar'ın Sarayköy tarihi içinde çok önemli bir yeri olduğuna inanıyorum. O yıllarda Sarayköy'de 'Galip Bey' denildiği zaman herkes 'Öğretmen Galip Haznedar'dan söz edildiğini hemen anlardı.…….

Emlak Bankası Bölge Müdürlüğünden emekli Hilmi Maraş ağabeyimle bir-kaç gün once rahmetli hocamız Galip Bey hakkında sohbet ettik. Halamın oğlu olan 73 yaşındaki sevgili Hilmi ağabeyim anlatıyor:

“1945-1950 yılları arasındaki 5 yıl boyunca Sarayköy Gazi İlkokulunda Galip Bey’in öğrencisi idim. O yıllarda Sarayköy’de ortaokul yoktu. Bu yüzden ortaokulu Denizli Lisesinde yatılı olarak okudum. O zamanlar Cumartesi günleri öğleye kadar ders yapılırdı. Sarayköye gidip-gelmek de şimdiki gibi kolay olmadığı için biz yatılı Sarayköylüler hafta sonlarını da zorunlu olarak Denizli’de geçirirdik. Yatılı öğrencilerin çarşıya çıkmasına ancak belirli saatler arasında izin verirlerdi.

Ailesi Denizli’de oturan Galip Bey, Cumartesi öğleden sonra Sarayköy’den Denizli’ye gelerek hafta sonlarını ailesi ile birlikte Denizli’de geçirir ve bu arada Denizli Lisesinin orta kısmında yatılı okuyan biz Sarayköylü öğrencilerini de ziyaret ederdi. Galip öğretmenimizi karşımızda görünce çocuklar gibi sevinirdik; zaten çocuktuk ya!

Bu ziyaretleri sırasında Galip Bey her birimizle tek tek ilgilenir, derslerimiz hakkında bilgi alır, sorunumuz olup olmadığını sorar, ortaokul öğretmenlerimizle de bizim derslerimiz ve sorunlarımız hakkında konuşur, onlara çözüm arardı. Büyük bir öğretmen, büyük bir insandı; Allah ondan razı olsun ve rahmetini esirgemesin…”

Sevgili öğretmenimiz Galip Haznedar hakkındaki bu güzel anısını bana anlatıp Sarayköylülerle paylaşmamı sağladığı için Hilmi Maraş ağabeyime çok teşekkür ediyor, kendisine sağlıklı ve uzun bir ömür diliyorum.

YOĞURTLU PARLICAN KÖZLEMESİ - Özgün Sarayköy Yemeği / HASAN KALLİMCİ


YOĞURTLU PATLICAN KÖZLEMESİ
(Yoğurtlu Patlıcan Gömmesi )


Sarayköy'ün Yaz yemeği, Yoğurtlu Patlıcan Közlemesi...
Hafif, sağlıklı...
Yanında bir baş soğan da olursa...
Afiyet olsun...
=================
Közde pişirilen patlıcanların kabukları soyulur. Yağ içinde tekrar pişirilir. Ayrı bir tabakta koyun yoğurdu ezilir, içine sarımsak eklenir.. Yağda pişirilen patlıcanın üstüne yoğurt dökülerek karıştırılır. Üzerine eritilmiş tereyağı gezdirilir. Sıcak olarak taze soğan, tere, maydanoz, nane, biber kızartması, taze biberle birlikte yenir.

10 Mayıs 2010 Pazartesi

Sarayköy MOLİVELLİ TURŞUSU ( Molla Veli ) / AYLA TİRE ÜNALP

Sarayköy MOLİVELLİ TURŞUSU
 ( Molla Veli )
MOLİVELLİ TURŞUSU
Sizleri bu başlık altındaki sunumumuzla Sarayköy’e özel bir damak tadıyla buluşturmak istedim. Bu yöresel damak tadımızı sizlere Ayla Tire Ünalp’ın özgün anlatımıyla sunacağım.
Bu yöresel turşunun isminin kaynağı konusunda Ayla Hanım, isminin nereden geldiğini bilmediğini söylemektedir.
Sarayköy sevdalısı sevgili İbrahim Helvacı ağabeyimizin Sarayköy’e özel bir anlatımından yararlanarak ismin kaynağının aşağı ki ilişkiler zinciriyle bir ilgisi olabilir düşüncesiyle kaynak olarak sizlerle paylaşmanın uygun olacağını düşündüm.
İbrahim Helvacının anlatımıyla: …………….Efe Heykelinin sağında gördüğümüz camekânlı dükkân, dedesinin adını taşıyan Durmuş Kasap’ın babası Mehmet Kasap’ın köfteci dükkânıdır. Mehmet amcanın dükkânının girişindeki levhada şöyle yazardı: “Ege Kebapçısı Mehmet Kasap” .
Köfteci dükkânının bitişiğinden başlamak üzere 24 Mayıs Caddesine doğru, Hüseyin Özsoy, Sıtkı Özsoy ve Doğan Özsoy’un işlettiği üç tane kahvehane sıralanırdı.
Özsoy’ların sülale unvanı nedeniyle Sarayköylüler bu kahvehanelere “Mollavelilerin Kahvesi” diye söylerlerdi.
Burada adını andıklarımdan aramızdan ayrılmış olanlara rahmet, yaşamakta olanlara sağlıklı, uzun ömürler dilerim.
====================
AYLA TİRE ÜNALP'ın Anlatımıyla:
MOLİVELLİ TURŞUSU
Molivelli tursusunun adini nerden geldiğini bilmem ama lezzetinin ne olduğunu hele helee acıysa çok iyi bilirim:))
İzninizle şöyle bir güzel tarif etmek isterim:
Biberler (zevke göre tatlı ya da acı) ve patlıcanlar közlenip bir güzel eller suya batırıla batırıla (hem yanmasın hem de ellerimizde is kalmasın diye) soyulup parmağımızın her bir boğumu büyüklüğünde doğranır. Biberlerin tohumlarını sakın çıkarmayın lezzeti birazcık onda saklı.
Şimdi diyeceksiniz ki ne kadar biber ne kadar patlıcan:)biberler her zaman patlıcandan çok olmadır. Gerçi benim çocukluğumda patlıcan koyulmazdı ama sonra tarz değişti. Belki yine öyle yapanlar da vardır.
Evet, sıra geldi sosuna: sarımsaklar şöyle bir güzel tuzla birlikte dövülürler, zeytinyağı ve koruk ekşisiyle birlikte iyice karıştırılıp azıcık ta su ilave edilip bir güzel karıştırılırlar ve muhteşem ikilinin yanına yarenlik yapmaya giderler.
Aralarındaki dostluk bakii kalsın diye de birbirleriyle bir güzel sarmaş-dolaş olmaları için de onları incitmeden bir sağa bir sola karıştırırız.
Molivelli turşusu öyle aceleye gelmez, o sofraya gelmeden en az 3-5saat önce (ben aksam yenecekse sabahtan hazırlamayı tercih ediyorum ) hazırlamalı ki ne olduğunu gösterebilsin. Hele ertesi güne kalırsa kahvaltı da bile yenir miiiiiimm ne güzel olur.
Herkese afiyet olsun
sevgiyle kalın.