SARAYKÖY / DENİZLİ - Güzel Yurdumun tarihiyle, doğasıyla ve insanıyla güzel bir köşesi. Ulusal kurtuluş savaşının daha ilk evrelerinde, Ege'deki kuvvayı milliye hareketlerinin öncü merkezlerinden güzel bir yurt köşesi. Değerli dostlar, bu sayfalar; görsel kent belgeliği özelliğinde olmak üzere yöreye ilişkin, toplumsal yaşama dair belge, bilgi ve görüşleri siz sevgili dostlarla paylaşmak amacıyla hazırlandı. Dost kalın, dostlukla kalın. İletişim: saraykoyozlemi.gmail.com
6 Ocak 2023 Cuma
SARAYKÖY ÖZLEMİ – NOSTALJİ / (Sarayköy türküleri, Sarayköylü dostlar ve ...
SARAYKÖY GÜZEL MEMLEKET, ATA YURDUM, ANADOLUM – 2, (SARAYKÖY GÖRSEL KENT...
SARAYKÖY GÜZEL MEMLEKET, ATA YURDUM, ANADOLUM – 1, (SARAYKÖY GÖRSEL KENT...
5 Ocak 2023 Perşembe
ALİ SİNAN DEMİRKALE: ‘’HEM FUTBOLDA, HEM DE TİYATRODA ZİRVEDE’’ / HAKKI HAKAN TOK
O bir futbol adamı, o bir tiyatrocu, sinema ve dizilerde de rol alan birisi, o bir Sarayköy aşığı, aynı zamanda doğuştan hemofili hastası, hala daha bu hastalıkla mücadele ediyor, dedesi 1800'lü yılların sonunda Sinanoğlu ayaklanmasını başlatan bir efe, geçmişin köklü çiftçi ailelerinden, hem de bir kültür adamı. Bana sorarsanız futbolla olan ilgisi bir ara zirve yapsa da, Demirkale’nin esas tutkusu tiyatro.
Sohbete başladığımızda ilk sorum niye beni uzun süre oyaladığı olmuştu. Bunun cevabını yazmamak üzere bana yanıtladı, kendince haklı sebepleri vardı. Konuştukça birbirimizi sevdik, sevdikçe daha güzel ayrıntılar çıkmaya başladı.
Yazmamak şartıyla bana ufak ufak Sarayköy ve Sarayköylülerle ilgili bazı anekdotlarını da anlattı. Bu konuyla ilgili serzenişleri bana kalsın.
Verdiği isimler de herkesin bildiği isimler zaten. Sarayköy’ü çok sevdiğini ve yıllarca hizmet verdiğini, uygun durum olursa yine sanat alanında hizmet vermek istediğini söyledi Demirkale. Aslında o kadar çok şey anlattı ki bana ama hepsini buraya koysam uzunluğı nedeniyle okunmaz..
İşte size son kitabımın ilk konuğu olan Ali Sinan Demirkale ile sohbetimizden kısa bir kesit.
Kitabımı Sarayköy Belediyesi Kültür İşlerinden temin edebilirsiniz..
HHT: Nasıl bir çocukluktu sizinki?
ASD: Kontrol için devamlı olarak bir ayağımız İzmir’de oluyordu. Bu sebepten dolayı eğitim sürecinde de aksamalarım oldu. Ben İlkokulu Gazi İlkokulu’nda okudum. Öğretmenim o zamanların ünlü bir eğitimcisi olan Hüseyin Girgin’di. Kendisi Gerali Köyü’ndendir. Köy Enstitüsü kökenli bir hocaydı. Ben de emeği çoktur. Galiba Hüseyin hocamız köy enstitüsünde gördüğü eğitimi bize de aktarmak istedi. Mesela biz okulda piyano çalardık. Düşünsene Sarayköy’de bir ilkokulda 1960’ların başında bir piyano ve o piyanoyu çalmak isteyen öğrenciler vardı. Bunun yanında tiyatro yapardık. Duvar gazetesi çıkarırdık. Tiyatro kolunun açılmasında ben bir vesile ile katkıda bulunmuştum.
Küçük yaşta hem futbol takımı, hem de tiyatro kolu kurdum
HHT: Küçük yaşta siz mi kurdunuz tiyatroyu yoksa?
ASD: Şöyle anlatayım. Bizim durumumuz bir zamanlar iyiydi demiştim ya. Mesela Sarayköy’de pek çok evde radyo yokken bizim evde radyo vardı. İşte ben küçüklüğümden beri evde radyo dinlemeyi çok severdim. En severek dinlediğim program ise Radyo Tiyatrosuydu. Belki sen de hatırlarsın. Her gün o Radyo Tiyatrosu dinlenecek ve ertesi günkü bölüm merakla beklenecekti. O zamanlar Orhan Boran’ı çok sever ve dinlerdim. Müthiş bir diksiyon ve yine müthiş bir Türkçesi vardı. Bol bol sinemaya gittiğimizi de unutmadan ekleyeyim. Dönem sinema dönemiydi çünkü. Neyse konuya gelelim. Bir gün Gazi İlkokulu’na bir müfettiş geldi ve bizim sınıfa girdi. Sırayla herkese büyüyünce ne olmak istersiniz diye soruyordu. Sıra bana geldi. Ben nedense titreye titreye ayağa kalktım. ‘’Söyle bakalım zayıf çocuk sen ne olmak istersin’’ dedi. Ben müfettişe kimsenin beklemediği bir şekilde, ‘’Öğretmenim ben Eşref Kolçak, Ahmet Mekin gibi sinemacı ve tiyatrocu olmak istiyorum’’ dedim. Demek devir onların devriydi. Müfettiş bu cevap karşısında hemen yanındaki Hüseyin Girgin hocama ‘’Hüseyin, duydun mu cevabı. Gereğini yapmalısın’’ dedi.
HHT: Ve bu konuşma tiyatro kolunun açılmasına vesile oldu.
ASD: Aynen dediğiniz gibi. Benim sürekli olarak radyo dinlemem ve sinemaya gitmem, bu diyaloğa ve tiyatro kolunun açılmasına sebep oldu. Ayrıca okulun trampet takımında da yer aldım. Kısaca okuldaki çoğu faaliyette vardım.
HHT: Gazi İlkokulu’ndan hatırladığınız okul arkadaşlarınız var mı?
ASD: İlk aklıma gelenleri söyleyeyim. Mehmet Tokat, Nevin Yavuzyılmaz, Nesrin İnankul, Aynur Girgin, Medine Demircan, Ahmet Coşkun, Mehmet Özdamar, Hatice Selvut, Koray Küçüka, Mesut Çelikten, Veli Çaylak ve Ali Karaoğlanoğlu bir çok şeyi paylaştığımız arkadaşlarımızdandı.
HHT: Peki hangi mahallede oturdunuz siz? Komşularınız ve mahalle arkadaşlarınız kimdi?
ASD: Evimiz şimdiki yeni Sağlık Ocağı’nın olduğu yerdeydi. Her yere yakındık yani. Pazara, Efe Meydanı’na filan. İbrahim Helvacı, Ecmel Cengiz, Manifaturacı Yaşar Erginer, Zeki Erginer, Berber Sadık Coşkun, Çiçimo Salih, Arif Böcek, Nezaket Abla, Adöv Zekiye mahallemizde oturan komşularımızdı. Biz o sokakta çelik çomak, yedi kiremit, eşekbaşılar ve futbol gibi zamanın ruhuna uygun oyunlar oynardık. Zaten futbol tutkum da bu mahallede başladı. Hatta takım bile kurdum.
HHT: Tiyatro kolundan sonra bir de futbol takımı mı kurdunuz?
ASD: Aynen öyle. Bir ara futbol öyle bir tutku oldu ki benim için. Hastalığımdan dolayı uzun sürelerle top oynayamasam da, o takıma taktik vermek, yönetmek idealim oldu. Dediğim gibi mahalledeki arkadaşlarla beraber benim öncülüğümde bir futbol takımı kurduk. Adı hiç unutmam, Odunlukspor idi. Kimler kimler vardı takımda. Yaşar Sucu, Durmuş Kasap, Abdullah Baştaş, Yaşar Şençalar, Hüseyin Kara, Sarı Süleyman, Süreyya Doğan ve Cumhur Sezer takım arkadaşlarımdı. Hüseyin Kara iyi bir golcüydü. Dediğim gibi ben ara ara oynardım hastalığımdan dolayı. Mesela Odunlukspor’da hiç topa vurmadım. Ama taktik, idare, karşı takımla maç bağlama gibi bütün işleri ben üstlenirdim. Bir süre sonra takımın adını Özgür Gençlik olarak değiştirdik. Tabii kurduğumuz bu takımlar resmi takım değildi. Kurduğumuz ilk resmi takım ise Saraygücü oldu. Topa ilk vurmam da bu takımda oldu. Sol bek mevkiinde oynardım. Çok iddialı değildim ama. Zaten çoğu zaman yedek kalmayı tercih ederdim. Bizim bütün amacımız o zamanların güçlü Sarayköyspor’unun karşısında yer almaktı. Nedense böyle bir amaç için kurmuştuk takımı sanki. Kulübün merkezini Aşağı Mahalle’de bir binaya taşıdık.
* * * * * * * * *
KAYNAK: “DÜNYADAKİ SARAYKÖYLÜLER” Facebook Gurubu.
* * * * * * * * *
15 Aralık 2022 Perşembe
SARAYKÖYDEN YEMEN ELLERİNE GİDEN BİR ASKER: SARAYKÖYLÜ BİR HEMŞEHRİMİZE ...
SARAYKÖYLÜ BİR HEMŞERİMİZE İLİŞKİN HÜZÜN DOLU BİR PAYLAŞIM / Mahmut Esat Bozkurt, Atatürk İhtilali
.......................................
Şahidi olduğum bir hadiseyi hüzünlü anmak isterim. 1928 yılında Adliye Vekili sıfatıyla Cumhuriyet Adliyesini teftiş ediyordum.
Denizli'de bir aralık hastaneyi ziyaret etmek istedim. Ziyaret ettim, hem hediyelerimi dağıtıyor, hem de hastaların hatırlarını soruyordum. Bir hasta ile aramda şöyle bir konuşma oldu.
“Hemşeri nasılsın?...”
Saçı sakalı karışmış, perişan bir hal gösteren hasta, dökük dişleri arasından bana birşeyler söyledi. Fakat ben bunları anlayamadım. Arapça mı, Farsça mı, Türkçe mi? Anlaşılmıyordu.
Hasta başını salladı ve sustu.
Doktorlardan öğrendim ki bu adamcağız Denizli' nin Sarayköy kazasından imiş. Henüz Yemen' den gelmiş. Sarayköyde akrabalarından kimseyi bulamamış. Kendi memleketinin havasıyla uyuşamamış ve hastalanarak, hastaneye düşmüş.
Hasta 50 yaşlarında vardı.
Aşağı yukarı Yemen' de 30 yıl kalmış...Orada unutulmuş. Cumhuriyet kurulunca İmam Yahya'nın yardımıyla memleketine dönebilmiş.
Fakat ne dönüş!...
Ana dili Türkçeyi unutacak hale gelmişve özmemleketin havasıyla uyuşamayarak hastanelere düşmüş.
Kim bilir bu gibi kardeşlerden daha nicelerinin haberlerini, ak saçlı ana ve babaları fersiz gözleriyle uzak yollara bakarak, hala beklemektedirler.....
* * * * * * * * *
KAYNAK: Mahmut Esat Bozkurt, Atatürk İhtilali III, sh. 116, Cumhuriyet Yayınları
* * * * * * * * *
8 Kasım 2022 Salı
SARAYKÖY BİR KİTAP DAHA KAZANDI / Hasan Kallimci
SARAYKÖY BİR KİTAP DAHA KAZANDI / Hasan Kallimci
Doğup büyüdüğüm, okullarında okuduğum ve görev yaptığım Sarayköy ilçesi bir kitap daha kazandı. İlçemiz yazarlarından Hakkı Hakan TOK, ilçemizle ilgili 2. kitabı SARAYKÖY'Ü SARAYKÖY YAPANLAR'ı yazdı. Sarayköy Belediyesi Kültür Yayınları arasında çıkan bu eserde ilçe tarihine göz atılıyor; esnaf, iş adamı ve sanatçı kişiler tanıtılıyor. Hakkı Hakan Tok'u bu güzel çalışması için tebrik; kitabın basılmasını sağlayan Belediye Başkanı Ahmet Necati ÖZBAŞ'a teşekkür ediyorum.
KİTABIN TEMİN ADRESİ: SARAYKÖY BELEDİYESİ
Kitabın
önsözüne yazdığım birkaç cümle: Bir mahallede, köyde,
ilçede, şehirde ve ülkede yaşayanların, yaşadıkları yerleri
her yönüyle tanımaları gerekir. Tanırlarsa severler,
benimserler; korumak ve geliştirmek için gayret eder, emek sarf
ederler.
* * * * * * * * *
KAYNAK: Hasan Kallimci - “DÜNYADAKİ SARAYKÖYLÜLER” Facebook Gurubu
7 Ekim 2022 Cuma
SARAYKÖYDE KIRBAÇLI FAYTON SEFASI
SARAYKÖYDE KIRBAÇLI FAYTON SEFASI
PAYLAŞIM: ORHAN GÜLER: “DÜNYADAKİ SARAYKÖYLÜLER” FACEBOOK GURUBU
Orhan Güler: Benim yaşımdakiler çok iyi bilir Fahri amcanın kırbacını herhalde yemiyen yoktur ha hah haaaaa
* * * * * * * * * * *
İbrahim Helvacı
60 yıl kadar önce Sarayköy'ün bağ yollarında biz çocukların neşeli bir oyunuydu. Faytonun arkasından bağırış-çağırış içinde neşeyle koşan çocuklardan biri veya ikisi (fotoğrafta görüldüğü gibi) arka aks üzerine oturmayı başardığı zaman faytonun arkasından koşmaya devam eden çocuklar durumu faytoncuya duyurup da kırbacını arkaya doğru şaklatması için şöyle bağırırlardı:
- YAPIŞTIIIR PAYTONCU!!!... YAPIŞTIIIR PAYTONCU!!!...
Faytoncu da adeta çocukların bu oyununa katılır ve kırbacını faytonun gerisine doğru bir kaç kere şaklatırdı... Kırbaçtan, az veya çok, nasibini(!) almış olan arkadaşımız da dahil olmak üzere tüm çocukların keyif aldığı bir oyundu..
* * * * * * * * * * * *
TC Mehmet Ali Cengiz
ben ismini bilmiyorum ama o kırbacın tadını 1984 lerde tatmıştım
* * * * * * * * * * * * *
Mustafa Tok
fahri amca kırbacı nedense hep arkayı vururdu çünkü bütün cocuklar oradaydı.
* * * * * * * * * * *
TC Nihal AkgörenTerzi
Ne güzel günlerdi.Çocukluğuma gittim
* * * * * * * * * * *
Ahmet Şahin
herkeze sonsuz teşekkürler rahmetlik dedemi yadettiğiniz için mekanı cennet olsun.
* * * * * * * * * * * *
Mehmet Yaman
cok guzel gunlerdi.allah rahmet eylesin.
* * * * * * * * * * * *
İbrahim Helvacı
Rahmetli Fahri amcanın dışında, benim 1954-55'lerdeki çocukluk yıllarımdan hatırladığım en eski Sarayköylü Faytoncular şunlar:
- Paytoncu 'Cavur Ahmet' ve oğlu Mehmet,
- Paytoncu Muhittin,
- Paytoncu Rasim,
Hepsine rahmet diliyorum.
* * * * * * * * * * * *
Mestan Kozakçı
Abi taksicileri sayar gibi..
* * * * * * * * * * *
Ayşe Cengiz Kirazoğlu
İbrahim birde fayton süren cavur Ahmet amca vardı değilmi ? Onada Allah rahmet eylesin
* * * * * * * * * * *
Kenan Uysal
Düğünlerde GELİN almaya Paytonla gidilirdi.
* * * * * * * * * * *
Mehmet Tokat
Bu çocuğu gören herkes bağırırdı; '' YAPIŞTIR, YAPIŞTIR YAPIŞTIR'' diye , sonra da ön taraftan gelen kırbaş ŞAK diye bazen arkadakine patlardı..:))
* * * * * * * * * * * *
Emin Çetinkol
Fayton kocabağdaki sudan Yavaşça geçtikten sonra hızlandı.Ferit amcaların bağın önünden kumlu yolda tozu dumana katarak daha da hızlandı.Az sonra çayın aktığı kumlu Çakıllı yolda yavaşladı.Solda Ahmet Helvacların(İbrahim Helvacıları) bağı.Faytoncu kırbaçını havada şaklatınca atlar akan çayın içinde Suları sağa sola sıçratarak Taşlık Çayı'na doğru hızlandı.çeşme Üzümleri henüz tatlanmamıştı,Sultani Üzümleri tatlanmış asmalardan sarkıyordu..
* * * * * * * * * * * * *
Ayşe Cengiz Kirazoğlu
Bizde arkadaşlarımızla bayramın 2 günü yani gencerde, faytona biner istasyona gezer gelirdik.Aysel konya Fatma demiray ben
* * * * * * * * * * * *
İbrahim Helvacı
Merhaba Ayşe. Yukarıda ismini yazdığım beyaz pala bıyığı ve kasketi ile faytoncu Cavur Ahmet ve oğlu Mehmet daha dün gibi gözümün önündedir.
İnce, uzun boylu Mehmet ağabey hafif yan yatmış kasketi, arkası daima basık pabucu ile Sarayköy Çarşısında salına salına, külhanbeyi edasıyla yürürken sağa sola neşeli laflar atardı. Laf attığı Sarayköylüler de kendisini tanıdıkları için ayni neşeyle ona cevap verirlerdi. Mehmet ağabeyin, sebebini unuttum ama, çok genç yaşta vefat ettiğini hatırlıyorum. Her ikisine de Allah rahmet eylesin.
* * * * * * * * * * * *
Süleyman Kizilhisar
cok dogru söylüyorsun agzina saglik
* * * * * * * * * * * *
Gürcan Kahraman
Çok güzel günlerdi paytoncu Rasim benim eşim Sezai nin dedesi dur Allah rahmet eylesin
* * * * * * * * * * * *


