18 Ocak 2012 Çarşamba

SARAYKÖY ( DENİZLİ ) FOTOĞRAFLARI - 1 / Atila Girgin


SARAYKÖY 
Merkezi nüfusu 2007:18.400'dür. Sarayköy ilçesinin kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemesine rağmen, XlV. yüzyılın sonlarına doğru Türkmen aşiret Reisi Sarıbey tarafından kurulduğu tahmin edilmektedir. 
Sarıbey’in kendi adı ile kurduğu köyün adı, daha sonraları çeşitli değişikliklere uğrayarak günümüzde Sarayköy’e dönüşmüştür. 
1763 yılına kadar köy olan Sarayköy, bu tarihte Aydın iline bağlı bucak olmuştur. 
1867 yılında Denizli livasının kazaya çevrilmesi üzerine, Denizli’ye bağlı bir nahiye olarak statüsünü korumuş, 26 Şubat 1882 yılında Denizli’nin sancak olması üzerine bu tarihten itibaren Denizli Sancağı’na bağlı bir kaza olmuştur. 
15 Mayıs 1919’da Yunanlılar ’ın İzmir’i işgal ederek Aydın, Nazilli ve Sarayköy’e doğru ilerlemeleri karşısında Sarayköy Heyet-i Milliyesi zaman kaybetmeden harekete geçti. 
Müftü Ahmet Şükrü Yavuzyılmaz, Sarayköy ve civarında eli silah tutabilen herkesi topladı. 
Bu girişim sayesinde toplanan gönüllü kuvvet Menderes köprüsünü ve havalisini koruyarak, düşmanın ilerlemesini ve Denizli’ye girmesini engellemiştir. 
Bu günün anısı ve Sarayköylü vatanseverlerin gösterdiği kahramanlık nedeniyle bir efe heykeli yaptırılmış, bu heykel Sarayköy’ün sembolü olmuştur. 
Her yıl 24 Mayıs gününde bu anlamlı ve coşkulu olay tüm ilçede “Sarayköy’ün Milli Mücadeleye Katılım Günü” olarak şenliklerle kutlanmaktadır. 
Coğrafi Yapı ve Nüfus 
Denizli merkeze 20 km. mesafedeki Sarayköy’ün kuzeyinde Buldan, doğusunda Denizli, güneyinde Babadağ, batısında Buharkent, Kuyucak ilçeleri ile çevrilidir. Aydın dağları ile Menteşe dağları arasında akan Büyük Menderes akarsuyu nedeniyle, aynı adı alan ovada yerleşilmiş, ancak bazı köyler çevredeki dağ eteklerinde sıralanmışlardır. 
Yüzölçümü 470 km2’dir. İlçenin kuzeyinden Büyük Menderes akarsuyu geçmektedir. Ayrıca yazın suyunu kaybeden küçük çaylarda bulunmaktadır. 
Akdeniz ikliminin özelliklerinin görüldüğü ilçede, yazlar sıcak ve kurak, kışlar ise çok soğuk olmamakla beraber yağışlı geçmektedir. 
Sarayköy’ün Sazak dağı ise genelde çıplak, ancak dağın ve çevresinin ağaçlandırılması için Denizli Orman Bölge Müdürlüğü’nce yoğun çalışmalar sürdürülmekte ve bu nedenle birçok fidan dikilmiş bulunmaktadır. 
2000 yılı nüfus sayımına göre; merkez ilçe nüfusu 18.600, toplam nüfusu 38.000’dir.

17 Ocak 2012 Salı

SARAYKÖY ( DENİZLİ ) MEZARLIĞINDA BİR ULU ÇINAR ve Dost söylemler / Atila Girgin


SARAYKÖY MEZARLIĞI 
VE BİR ULU ÇINAR

Bir sevgili öğretmenimizin söylemiyle başlamak isterim paylaşımıma. 
MEZARLIKLAR-“ RUHANİ(Fani) DÜNYAYA AÇILAN KAPILAR”’ dır derdi konusu ve yeri geldiğinde SEVGİLİ ÖĞRETMENİM. 
Bir an da olsa başka dünyalara gidebiliyorsak oralara olan ziyaretlerimizde; bu söylem, işlevini görüyor demektir. Gerisi ayrıntı.

İlçemiz büyük mezarının eski girişinde bir büyük çınar ağacı vardır. Hani ozanın , “Anadolu da bir çınar ağacının altına gömün beni, başka bir şey istemem” içerikli sözünü anımsatan cinsten. 

Bu öyle ulu bir ağaç ki bakabilene, görebilene, anlayabilene. 
Dillense de tanıklıklarını anlatabilse bir bir, neler gördü, neler geçirdi. 
Ah bir anlatabilse. Kaç yaşındadır bilmem ama birkaç yüz yaşını devirdiği kesin. 
İşte o ağaç, o ulu ağaç beni zaman tünelinin sonsuzluklarında bir yolculuğa çıkarmıştır hep, çocukluk ve ilk gençlik yıllarıma gidivermişimdir hep. O ulu ağaç ve türbenin yanından geçerken tanımlamakta zorlandığım duygulara kapılmışımdır hep. 

Bu ulu ağaç; Sarayköy mezarlığının simgesidir adeta, ama bakmayı, görmeyi bilene, algılamasını bilebilene. 
Özdeşleşmiştir mezarımızla ve de orada sonsuz uykularında olan binlerce insanımızla.

Sizleri Sevgili Sarayköy dostlarının benzeri konulardaki düşüncelerini aktardığı “DÜNYADAKİ SARAYKÖYLÜ DOSTLAR, MERHABA” Facebook gurubu duvar yazılarındaki paylaşımları aktararak, ilçemizin bir değerini, bir köşesini daha, dünyanın değişik köşelerine dağılmış dostlarla paylaşmak istedim.
Dostluk ve esenlik dileklerimle.
***************
Aynur Çömez Yakupoğlu:
Bahçemize giden yol.Çocukluk yıllarıma götürdünüz Atila Bey.Teşekkürler.....
***************
Ayşen Cesur:
Evet aynur abla bızım bahcemızın yanı yazın tasınırdık
***************
Turhan Eset:
Burası neresi tarif edermisiniz lütfen.
***************
İbrahim Helvacı:
Sarayköy mezarlığının demiryoluna yakın köşesi.
***************
Turhan Eset:
Teşekkür ederim.Geldiğimde dikkat edicem.
***************
Aynur Çömez Yakupoğlu
Ayşen seni tanıyamadım.Hakkı amcanın kızımısın? Selamlar
***************
Ayşen Cesur:
Evet aynur abla hakkının kızıyım
***************
Ali Haydar Çetinkol:
Sevgili Aynur , Sevgili Ayşen Merhaba ! Bu fotoğrafı bir-kaç gündür bakıyorum birtürlü neresi diye karar veremedim !.. Beni biraz da bizim İbrahim şaşırttı !.. Siz de düzeltmediniz !.. Sizin bilginizden hareketle buranın büyük mezarın eski ... ***************
İbrahim Helvacı:
Ali, haklısın, doğru düşünüp, yanlış tarif ettim . Bu ağacı ve bulunduğu bölgeyi çok iyi biliyorum. Çünkü her mezarlığa gittiğimde ziyaret ettiğim Ayşedudu halam ve eşi İlhami Yavuzyılmaz o bölgede yatıyorlar. Babaları Hacı Salih oğlu Halil Yavuz Yılmaz ve ailesi hep bir arada... Onların hemen yanında Necip Önder'in aile mezarlığı var. Bir sonraki fotoğrafta ağacın arkasında görünen eski yapı zaten ağacın yerini tarif ediyor. Hepsi de ışıklar içinde yatsınlar...
***************
Ayşen Cesur:
Babadag yolu uzerı mezarlık yanı
***************
Ayşen Cesur:
Yolun dıger tarafıda bızım bahcemız geralılı hakkı kırbas hakkı derlrdı babama
***************
Ayşen Cesur:
Evet alıhaydar beydemıryolu ters tarafta bu nazaket teyzenın karsı taraflrına gelıyr bzm bag yanı
***************
Ali Haydar Çetinkol:
Sevgili Ayşen merhaba ! Rahmetli Hakkı Abiyi ve Anneni çok iyi tanırım. Dayılarının hepsini tanırım. 40 yıldır Sarayköy'den ayrıyım ama,ara ara gelip gidiyoruz. Hatta Ekimin ilk haftası Sarayköy'deydim. Ahmet Dayının kızı ile tanıştım. Halil Dayının vefat haberini kuzeninden öğrendim ve çok üzüldüm. Rahmetli benden üç yaş büyüktü ama; ortaokula geç başladığı için üç yıl ortaokulda beraber okumuş idik. Hepimizin Halil abisi idi... Cesur soyadı da bana yabancı değil. İsmail Cesur eniştem olur. Oğulları ve kızlarını da tanırım haliyle... Rahmetli Haydar Cesur'da İsmail Cesur'un kardeşi olurdu... Siz Uğur'un eşi mi oluyorsunuz ?.. Şimdilik bu kadar yeter... Esen kalınız...
***************
Cezmi Mitroviçe Ipek:
Bu çinar ağaçı ve yanındaki Türbe ile ilgili ilginç hikayeyi sizinle paylaşmak istedim, eskiden konuşamayan çocukları bu ikisinin arasından geçirilermiş, çocuk ondan sonra komuşmaya başlarmış,bizim meşhur (İZZET DEVECİLER) Abimiz 5 yaşına kadar konuşamıyormuş, düşünmüşler buradan geçirelim de konuşmaya başlasın diye, biraz fazla geçirmişler ki,i o gün bu gün bir daha susturana aşk olsun ?
***************
Ali Haydar Çetinkol:
Sevgili Cezmi merhaba ! Nasılsınız ? Sizin yorum içeriğinden ve Neşet Ertaş'ın " Mezar arasında harman olur mu ? / Bıçak yarası derman olur mu ? /..... / " türküsünün anımsattığı gerçek bir olayı kısaca size anlatayım ; Bizim gençliğimizde yani 45-50 yıl önce gece 5-6 arkadaş mezara giderdik. Sizin dediğiniz yerden içimizden biri yukarıdan aşağıya doğru iki mezar arasından demiryoluna doğru gelirdi. Diğer arkadaşlarda mezarın ana giriş kapısında beklerdi. Sağ-salim, bağırıp- çağırmadan yani korkmadan arkadaşlara kavuşursak ; alkışlanır, çoşkuyla karşılanırdık. Amaç ; Aklımızca, delikanlılığımızı kanıtlamış, korkusuz biri oluyorduk artık !.. Bu iş törensel bir hava ile tek tek tekrarlanırdı. Tabii aramızda gelemiyenlerde- gecemeyenlerde olurdu. Öyle delikanlı- korumacı idik ki ; gecemeyen arkadaşları kimselere söylemezdik !.. Bilmem ! dayanışma ruhu saçma gibi görünen bu olayla mı gelişti bilemiyorum artık !.. Bence incelenmesi gerekli SOSYOLOJİK bir konu !.. Bu vesile ile Sana,Gülay'a, Cemal'e, Utku Deniz'e , İzzet Deveciler'e, Babanlara ve tüm dostlara selam eder, sevgiler... saygılar... sunarım... Hoşça kalın...
***************
Ayşen Cesur:
Ali bey evet ugurun esıyım halıl dayım malesef vefaat etti 2 sene oldu
***************
Cezmi Mitroviçe Ipek:
Saygılar bizden ALİ HAYDAR abi herkese selam seni çok seviyoruz..
***************
Aynur Çömez Yakupoğlu:
Merhaba Ali Haydar evet bu ağaç Babadağ yolunda mezarlık kenarındaki yer.Biz istasyon mahallesinde anneannemin evinde kalırken bahçeye bu yoldan giderdik.Perihan a selamlar.Herşey gönlünüzce olsun........
***************
Hüseyin Ekmekçioğlu:
AYNUR KARDEŞİM AYNEN KATILIYORUM DOĞRUDUR
***************
Hatice Çömez Dalgıç:
KENDİME ŞANSLI SAYIYORUM ÇÜNKİ 35 YIL ARADAN SONRA TEKRAR BU SIMSICAK SARAYKÖYÜMÜZDE İKAMET ETMEYE BAŞLADIM AMA GENEDE ÇOCUKLUĞUMDAKİ SARAYKÖYE ÇOOOOK ÖZLÜYORUM

SARAYKÖY'ÜN (DENİZLİ) KISA TARİHÇESİ / YAKUP HELVACILAR


Değerli Hasan Kallimci Dostumuzun ivme kazandırmasıyla gündeme gelen, Sarayköy Belediyemizin Başkatiplerinden Rahmetli Büyüğümüz Yakup Helvacıların ilçemize tarihi ve köklerine ilişkin çalışmasının duyurusunu, benzeri çalışmalara öncülük işlevini de dikkate alarak sizlerle paylaşmak istedim.

İlçemizi yeni koşullarına uygun, benzeri ve daha da geliştirilmiş, geçmişten bugüne ve de geleceğe uzanan ilçemiz kültürel değerlerini belgeleyecek ve bilgi zinciri oluşturacak çalışmalara gereksinim olduğu aşikardır. 
İlgili konuda kendini sorumlu hisseden her düzeydeki kişi ve kurum ve kuruluşlara sonsuz teşekkürlerimizi sunmak bir memleket borcu diye düşünüyorum.
Dostluk ve esenlik dileklerimle.
***************

SARAYKÖY'ÜN KISA TARİHÇESİ
İlçemizle İlgili İlk Araştırma: SARAYKÖY'ÜN KISA TARİHÇESİ
Sarayköy ile ilgili ilk kapsamlı araştırma, Belediye Başkâtibi Yakup HELVACILAR merhumun yaptığı SARAYKÖY’ÜN KISA TARİHÇESİ adını taşımaktadır. 
Bu araştırma, haftada iki gün çıkan Sarayköy Sesi gazetesinin 24 Şubat 1969 – 18 Haziran 1970 tarihleri arasındaki 62. – 187. sayılarında tefrika edilmiştir. 
Gazetenin 124 nüshasında yer alan bu araştırmada, öncelikle tarihi olmak üzere ilçemizle ilgili pek çok konu, kaynaklardan ve kaynak şahıslardan öğrenilerek yazıya geçirilmiştir. 
Orta boy 200 sayfa civarında bir kitap hacmindeki bu araştırma; ilçemizin tanıtımı ve insanımızın Sarayköy hakkında bilgilenmesi bakımlarından bugün de önemini korumakta olup ve kitaplaştırılmayı beklemektedir.
***************
KAYNAK: HASAN KALLİMCİ, “DÜNYADAKİ SARAYKÖYLÜ DOSTLAR, MERHABA” Facebook gurubu paylaşımlarından alınmıştır.

Eski Sarayköy evlerine dair dost söylemler


Değerli Dostlar, Sarayköy de korumaya alınması gereken önemli bir yapı hakkında “DÜNYADAKİ SARAYKÖYLÜ DOSTLAR, MERHABA” Facebook gurubunun bazı üyelerine ait görüşleri sizlerle paylaşmak istedim. 

Mevcut konumuyla zavallı durumdaki bu bina bizleri yıllar yılı anımsayamadıklarımızı anımsamamıza, bazılarımızın da coşku dolu sıcacık duygulara kapılmamıza ve de zaman tünelinde bir tura vesile oldu. 

Neylersiniz ki giderek yok olan ve sayıları adeta onlarla ifade edilebilecek kadar azalan bu yapılar korunabilse, kültürümüzün ve geçmişimizin bugüne uzanan köprü işlevi görebilse ne iyi olurdu değimli?. 

Bu ileti zinciri kendini Sarayköy dostu hisseden tüm güzel insanlara armağan olsun. 
Dostluk ve esenlik dileklerimle.
***************
Cumhur Sezer:
Çocukluğumuzda annemin kuzenleri otururdu. Evi hatırlıyorum
***************
Orhan Güler:
TİPİK BİR RUM EVİ... KAT SİLMELERİ PENCRE SÖVELERİ VE SAÇAKLAR KENDİNİ ELE VERİYOR .
***************
Turhan Eset:
Cumhurcum ben Annenin arkadaşı Turhan Teyzen. Evi merak ettim kimin diye.Gözüm ısırıyor ama bulamadım,bilemedim canım.Annenin hangi kuzenlerine ait lütfen yaz.
***************
Ibrahim Ay:
Evet doğru galip seyhanların evin yanindaki ev
***************
Sezai Gönen :
Bu niyazi ve fadil karabaylarin evi olmazi lazim.ikisinide allah rahmet eylesin
***************
Sezai Gönen:
Bu evi arkasi tarlaydi necip önderlerin bahcesine kadar gidiyordu niyazi dayim oraya pamuk ekiyordu.hatta efe dayi vardi dayimin kahyasi eskiler bilir.
**************
Sezai Gönen:
Hatta cesme baslilar derlerdi.
***************
Turhan Eset:
Eveeet hatırladım.Sevim karabay Ablaların evi.İkibağ sokağıydı galiba evlerin bulunduğu sokağın ismi.Hatırlattığınız için teşekkürler.Hatırlayamayınca beynimi çok zorluyorum.Bu da beni çok yoruyor.
***************
Ali Haydar Çetinkol:
Sevgili Sezai merhaba ! nasılsınız ? Sevim Hanım, Fadıl Ağabey'in kardeşi olur !.. Sarayköy'lüyüm. 66 yaşındayım. İyi- kötü Sarayköy'ü bilirim !.. Bu vesile ile tanışmış olduk... Sevgiler... Saygılar... sunarım ... Selamlar...
***************
İbrahim Helvacı:
Babam Ahmet Helvacı'nın yakın arkadaşı olan rahmetli Niyazi Karabay hakkında hatırladıklarım şunlar: - Aile kökleri Denizli merkeze bağlı Çeşmebaşı köyünden olduğu için "Çeşmebaşlı Niyazi" diye de anılırdı. - Bu evin bulunduğu sokağın adı İkibağ Sokağı değil, Kocabağ sokağı idi. -1950-60'lı yıllarda Sarayköy'de serbest hekimlik yapan ve 1961 yılı genel seçimlerinde Adalet Partisinden Denizli Milletvekili seçilen Dr.İbrahim Kocatürk de ayni köydendi.Dr. İbrahim Bey'den sonra Sarayköy bir daha milletvekili çıkaramadı. Dr.İbrahim Bey'in evi de Kocabağ sokağında ve Niyazi amcanın evinin karşısındaydı. - Büyük arazi sahibi olan ve çiftçilik yapan Niyazi amcanın kahyası Efe dayıyı da çok iyi hatırlıyorum. - Niyazi amca av meraklısı idi. Birgün Efe dayıyı yanına alıp pikabıyla ava gidiyor. Avlanacakları dağın eteklerinde pikabı bırakıp, yürüyerek dağa tırmanıyorlar. Dağda kalp krizi geçiren Niyazi amca orada vefat ediyor. Araç kullanmayı bilmeyen Efe dayı bir şekilde Sarayköy'e gelip ailesine kötü haberi iletiyor. Ancak 40'lı yaşlarının ortalarında olan Niyazi amcanın cansız bedenini dağdan indirmek üzere gidenler arasında babam da vardı. Cenaze toprağa verildiği günün akşamı babamın evde, Niyazi'yi kilime sarıp dağdan indirdik" diye katılarak ağladığını hatırlıyorum.
***************
İbrahim Helvacı:
Niyazi Karabay, hem Fadıl ağabeyin hem de Sevim Hanım'ın amcası idi.
***************
İbrahim Helvacı:
Sarayköy'den ayrılalı 45 yıl oldu; o nedenle Mehmet'i tanımıyorum. Her ikisi de çok genç yaşlarda rahmetli olan Niyazi amca ile Fadıl ağabeyi sevgiyle anıyorum. Oldukça nüktedan olan Niyazi amca ile babamın arkadaşlıkları (sanıyorum) hayatın mizahi yönlerini de yakalayabilmelerinden kaynaklanıyordu. 2004 yılında 86 yaşında vefat eden babam, Niyazi amcayla olan hoş anılarından her zaman söz ederdi. Hepsi şimdi sonsuz uykularındalar; sevgi, saygı ve rahmetle anıyorum. Sarayköy Ortaokulunda bir dönem Coğrafya öğretmenim olan Sevim Hanım'a da sağlık dileklerimle, sevgi ve saygılarımı iletmenizi rica ederim. Sizlere de sevgi ve selamlarımı gönderiyorum.
***************
Turhan Eset:
Fadıl Karabay ın eşi değil kız kardeşi Sevim Abla ile Güney de öğretmenlik yaptıka Ayrıca Sevim Abla Ben ve Şükran çok iyi görüşürdük Mehmet Karabay kardeşimden rica ediyorum Sevim Abla ya selam ve sevgilerimi iletsin lütfen.Sanıyorum onun halası..
***************
Turhan Eset:
Lütfen görüşmemizi sağlarmısınız.
***************
Sezai Gönen:
Turhan hanim haklisiniz ben yengemle halami karistirdim .yani isimleri ters yazdim
***************
Turhan Eset:
Annem Niyazi Abinin İlk eşinden olan kızının süt annesi idi. Annesi vefat edince Annem ona süt Annelik etti.Kız kardeşimle süt kardeş olur dur DURSEN.İsmini doğru mu hatırladım emin değilim.0532 310 28 74
***************
Sezai Gönen:
dogru
***************
Turhan Eset:
Onuda öpüyor kucaklıyorum.
***************
Sezai Gönen:
Ali haydar bey haklisiniz eskileri görünce biraz heycan olsa gerek yengemle halamin isimlerini karistirdim selamlar.
***************
Turhan Eset:
Hepsini sevgi ve saygıyla anıyorum. Onun için bu sayfaya emek verip hazırlayanları bir kere daha teşekkür etmeyi bir borç sayıyorum.Hafızam tazeleniyor.Ve ben bundan dolayı çok mutluluk duyuyorum.
***************
Turhan Eset:
Resmi adı o idi. Çünkü onun babası da Annemin söylediğine göre erken vefat ettiği için Yadigar ismini vermişler.
***************
Turhan Eset:
Bir sokak ve evler bizi nerelere götürdü. Hafızamızın derinliklerindeki anılar sanki resmi geçit yaptılar bu sayfada.NE GÜZEL...
***************
Turhan Eset:
Çok haklısınız
***************

16 Ocak 2012 Pazartesi

GERALİ KÖYÜNE DAİR DOST PAYLAŞIMLAR / Atila Girgin

GERALİ KÖYÜ HALKININ TARİHSEL KÖKLERİNE İLİŞKİN DEĞERLENDİRMELER
Köyümüz, tarihsel kökleri itibariyle bir yörük köyüdür. 1900'lü yılların başlarından doğmuş olup, artık aramızda bulunmayan sonsuzluğa uğurladığımız sevgili büyüklerimizden İbrahim Bey(Çobanoğlu) ve Halil GİRGİN dedelerimiz ve İbrahim Bey evlatlarından Tekin ÇOBANOĞLU büyüklerimizden edindiğimiz bilgiler itibariyle, büyük dedelerimiz önceleri Aydın bölgesinde yaşarlarken, daha sonraları Sarayköy'ün Kumluca (Gumulca) köyüne iskan ettirilmişler, bu bölgede arazi ve yerleşim imkanlarının azlığı ve sınırlı oluşu, nüfusun da giderek artması nedenleriyle de bir kısım aileler halen yaşadığımız GERALİ köyü arazilerine yerleşerek buraları yurt edinmişlerdir. Köyümüzün yerleşik halkı, kökenleri itibariyle Aydın’a yerleştirilen yörük obalarından olan Sarıtekeli Obasındandırlar. Bu oba kökünden insanlar esas olarak Aydın, Antalya, Manisa civarlarında yaşamaktadırlar.

Bu gün hemen hemen tamamen yerleşik hayata geçmiş olan Yörükler Aydın, Manisa, Kütahya, Antalya, Mersin, Adana, Muğla, ve Balıkesir gibi muhtelif yerlerde yerleşmilerdir. Eski ananelerini ve halen konar göçer yaşayışlarını sürdüren Yörüklerde vardır. Bilhassa Orta Toroslar üzerindeki Boklar dağlarının eteklerinde bulunan yaylalarda, yine toroslar üzerindeki Aladağlar eteğindeki yaylalarda, Kozandağı eteklerinde, Seyhan nehrinin kolu Zamantı suyunun yamaçlarındaki yaylalarda, Binbola dağlarındaki yaylalarda, Nurhak dağlarındaki yaylalarda yarı konar göçer halde yaşamaktadırlar.

Gerali ad'ı ise; Osmanlının çöküş döneminde yaşamış, kahramanlıklarıyla ünlü bir yiğit kişinin adından kaynaklanıyor olabilir. Halk arasından efsaneleşen, aşiret göçleri ve farklı bölgelere iskan ettirilen insanlarımız aracılığıyla da dilden dile, kulaktan kulağa aktarılan Gerali öyküleri nedenleriylede olsa gerek, bugün Ödemişe bir köy'ün, Silifke'ye ait bir oyun havasının adı'da GERALİ'dir.

Bu bilgiler tamamen amatörce olup, değerlendirmenin bilimsel araştırılması için, ilgi duyanlara bir kaynak ve çıkış noktası olarakta değerlendirilebilir. Köyümüzün köklerini merak eden, ilgi duyan ve köyümüzün büyüklerinden, dedelerinden yada yakınlarından bilgi ve belge sahibi olan dostlarımız, “ geralidostlari@gmail.com “ ileti adresine yazarak, bilgi, belge ve duyumlarını bizlerle paylaşırlarsa seviniriz.
* * * * * * * * * * * * * * * * * *
GERALİ KÖYÜ TARİHÇESİ
Gerali köyü, 1500’lü yıllardaki vakıf defterlerinde Gerilü adıyla kayıtlıdır; Halil Paşa vakıflarındandır. 1512-1513 yıllarında bu köyümüzde 9 çiftlik sahibi hane, 7 yarım çiftlik sahibi hane, 24 evli ve topraksız hane, 2 bekâr kişi sayılmış olup nüfusun 200 civarında olduğu görülmektedir. 1530’larda 6 çiftlik sahibi hane, 22 yarım çiftlik sahibi hane, 20 evli ve topraksız hane, 13 evli ve fakir hane, 6 bekâr ve 3 sipahi zadegan olmak üzere 314 kişi sayılmıştır. 1571’de 5 çiftlik sahibi hane, 2 tam ve yarım çiftlik sahibi hane, 15 yarım çiftlik sahibi hane, 38 evli ve topraksız hane, 4 evli ve fakir hane, 1 vergi memuru, 2 bekâr ile birlikte 2 zemin kaydedilmiştir. Bu tarihte nüfusun 329 kişiye ulaştığı görülür. 1622 tarihli avarız defterinde 11 avarız hanesini teşkil eden 1’i imam olmak üzere toplam 37 nefer kaydedilmiştir. Vergi kayıtlarından; ürün hâsılatının % 32’sini buğday ile % 21’ini arpa teşkil etmektedir. Bunların yanında burçak, susam, pamuk, bağ, bahçe ve bostan yetiştirdikleri, kestane ve armudun önemli bir yer tuttuğu anlaşılmaktadır. O tarihlerde Gerali’de bulunan değirmenler de sanayi açısından önemlidir. 1530’da bir değirmen varken 1571’de ikiye çıkmıştır. Köyün yıllık vergi toplamı 1512-1513’te 3578 akça, 1530’larda 9221 akça ve 1571’de ise 9231 akça olarak tespit edilmiştir.
Demirci Mehmet Efe’nin Denizli’deki olayında, bu köyümüz insanlarından, öğretmen Geralizade Esad Efendi de öldürülenler arasındadır. Şehir içine dağılan Efenin adamları, dersanesi önünde olup bitenden habersiz Geralizade Esad Efendi ile karşılaşırlar. Rastgele silah atılmasına canı sıkılan Esad Efendi;
-Bu kurşunları israf etmekten utanmıyor musunuz? Bunları düşmana kullansanız daha iyi olmaz mı? diye çıkışmıştır.
Demirci Mehmet Efe’nin kızanları tarafında;
-Sen hâlâ nasihat mi ediyorsun? denilerek orada kurşunlayıp öldürülmüştür.
Kayıtlara göre Gerali köyünden, Çanakkale’de bir, Irak cephesinde de bir olmak üzere iki şehit mevcuttur.
Bu köyümüzden 1304 doğumlu Halil oğlu Hüseyin, 15 Nisan 1915 tarihinde, Çanakkale - Kirte’de yapılan savaşta;
Beşimli oğullarından 1305 doğumlu Hasan Hüseyin oğlu Muhittin, 15 Ağustos 1916’da Kırıklar Köyünde, Irak Cephesinde şehit düşmüştür.
KAYNAK:
Hasan Kallimci :Facebook “DÜNYADAKİ SARAYKÖYLÜ DOSTLAR, MERHABA” WEB SAYFASI
***************
Koray Tezcan:
Rahmetli dedem (eğitmen) Mestan Tezcan'ın köyü...Yazılanların hemen hepsini ilk kez öğrendim,çok teşekkürler.
***************
Ayşen Cesur:
bende geralılıyım bunlrı bılmıyordum rahmetli babam hakkı basyarandr tsklrbılgıler ıcın
***************
Ayşen Cesur:
şuankı fotograftasag taraftakı kamyonetın yaıdakı evde köse amcamın evı
***************
Atila Girgin:
Sevgili dost, paylaşımın ve bizlere sağladığın bu değerli bilgiler için sonsuz teşekkürler. Bu fırsattan yararlanarak sevgili Gerali kökenli dostlarada facebooktaki sayfamıza davet etmek isterim. İzniniz olursa, yine bizlere sunduğunuz bu harika bilgileride yine aynı gurup sayfasında, sizleride kaynak göstererek, dostlarla paylaşmak isterim. Dostluk ve esenlik dileklerimle.

http://www.facebook.com/groups/190251157839/
***************
Hasan Kallimci:
Hemşehrilerim! Sarayköy ile ilgili bilgilere ulaştıkça sizlerle paylaşıyorum. Onları öğrenmek hepinizin hakkı. Selamlar, hürmetler...
***************
Ismail Yaşar Çömez:
demirci mehmet efe denizliye basmış, taş üstünde taş bırakmamaya yemin etmiş, denizlileri katletmeye başlamış.o sırada rahmetli dedem şabap ismailde 8-10"lu yaşlarında olup ,denizlilerle beraber tüm sarayköy halkı, denizlide tren istasyonunda daire şeklinde toplanmışlar.dairenin içersinde efeler gözleri dönmüş bir şekilde etrafa bağırıp çağırmakta,herkes korkudan buz kesmiş vaziyetteymişler.arada bir kalabalığın içersinden birini çekip yerlerde sürüye sürüye götürmüşler, meçhule doğru.bu arada birisininde kolundan asılıp yerlerde sürüye sürüye götürürlerken tüm sarayköylüler hep bir ağızdan"macur o macur"diye bağırmışlar.bu lafı duyan efeler hemen sarayköylü olan vatandaşı bırakmışlar.
***************
Turhan Eset:
Sevgili Hemşehrim son derece güzel arşiv taramasıyla bizi bilgilendirdiğiniz için çok pek çok teşekkürler.Emeğinize sağlık.
***************
Ismail Yaşar Çömez:
babamın annesi kumluca köyünün ağası olan kuşimam ogullarından memiş kızıdır.ülkemiz 7 düvel tarafından saldırıya uğradığında babamın annesinin 5 oğlan kardeşinden hüseyin ve mustafa çanakkale cephesinde, hacıda ırak cephesindedir.hacının yaşı reşit bile değildir.daha 17 sindedir.hani adlarına türküler yapılan,arkalarından ağıtlar yakılan hey 15"li 15"lilerden.diğer kardeşlerimi.onların biri 8 yaşındadır,diğeride 10.ülke böyle bir keşmekeşin içindeyken ülkeye faydası kadar bence zararlarıda olan demirci mehmet efe aydın,denizli havalisindeki köyleri,ilçeleri,kasabaları basar. yörenin zenginlerinden milli mücadeleye destek için haraçlar toplar.kumluca köyünüde basan efe üç oğlu cephede savaşan dedemiz kuşimamoğlu memişin elindeki 2 teneke civarındaki altınını zorla gaspeder.bu arada dedemize üç oğlununda şehit olduğu haberi gelir.dedemiz üzüntüsünden 6 ay gibi bir zaman zarfında hakkın rahmetine kavuşur.hüseyin ile mustafa hakikaten geri gelmezler,şehit olmuşlardır.ya hacı.hacı tam 13 yılsonra sarayköye geri gelir.araplara esir düşmüştür.verdikleri sadece ekmek ve suyla arap zindanlarında hayatda kalmayı başarmış salıverildikten sonra oralardan sarayköye yürüye yürüye tam 7 ayda kona göçe gelmiş ve hayatının sonuna kadar sarayköyden ayrılmamıştır.sevgili dostlar bu ülke kolay kazanılmadı.bu gibi o günlerde nice kahramanlık hikayeleri yaşadı ülkemiz.onun için ben diyorumki...ülkemizin kıymetini bilelim ve sahip çıkalım.çünkü kolay kazanılmadı bu ülke.unutmadan hacı,mustafa ve hüseyin pkk olaylarında sarayköyün tek şehidi olan hüseyin kuş"un annesinin dedeleridir.
***************
Uğur Cennet Duranoğlu:
Gerali zade Esat efendiye yazık olmuş,Allah rahmet eylesin makamı cennet olsun.Hatta belkide şehitte sayılabilir.Çünkü günahsız yere bir harp aleti olan silahla öldürülmüş.Yaptığı çıkıştada haklıymış bence...
***************
Aynur Çömez Yakupoğlu:
İsmail Hatice babaannenin kardeşleriyle ilgili bilgi paylaşımın için çok teşekkürler.Sözettiğin Hacı'nın çocukları varmı?
***************
Turhan Eset:
Bence de şehit.
***************
Ismail Yaşar Çömez:
sizlere demirci ile ilgili bir hikaye.yunan izmire girdiği zaman demirci mehmet efede etrafında kızanlarıyla beraber bölgede efelenmeye başlar.tüm kızanlarını aydının köylerine,kasabalarına gönderir.çıgırtganlar çıkarır."yarın sabahleyin aydın meydanında toplanacaksınız"diye. sabahın köründe bütün aydın ahalisi toplanır.havada o gün öylesine sıcaktır ki deme gitsin.ta akşam üzerine kadar o sıcakta ahali efe gelecek diye bekler.efe ağır abi pozlarında gelir,ayağını orada bulunan bir taşın üzerine koyar.ve..."ha bene bakın..düşman izmiye giydi. Dövüşceeez, kaçanın dalaana...... “ der efe, gene ağır pozlarda çeker gider. Akşama kadar sıcakta aç-susuz efeyi beklemeler.. hepsi iki kelime içindir. Ha bir de üstüne sunturlu bir küfür
***************
Uğur Cennet Duranoğlu:
Efelerimizle zaman zaman övünürüz de bu demircili mehmet efenin yaptığıda iş değil yani.Halka zulüm edene efe denmez diktatör denir veya zalim denir.Bazı efeler bu şekilde halka zulüm ederken,bazı efelerde zenginden almış fakire vermiş,zenginlerin halkın yararına faydalı şeyler yapmasını sağlamışlar.Mesala çeşme,yol,köprü vs.vs. gibi,tabi birde bazı efelerimizde düşmana karşı kahramanca mücadele etmişler.Allah onlardan razı olsun,Allah onlara rahmet eylesin.
***************
Hakkı Hakan Tok:
kurtuluş savaşında düzenli ordular kurulmadan önce, bu çetelerin halka yararı olduğu kadar zararı da olmuş.. mesela çerkes ethem bir ara o kadar ileriye gitmiş ki, Atamızı vurmak için Ankara'ya kadar gitmiş..
***************
Hakkı Hakan Tok:
zaten sonra da bu çeteler bi şekilde dağıtılmış...
***************
Hakkı Hakan Tok:
yanlışım varsa düzeltin lütfen....
***************
Ismail Yaşar Çömez:
çerkez ethem, ulusal hareket başladıgında,ülke içerisinde bu harekete karşı çıkan yobaz isyanlarının bastırılmasında yararları olmuştur.daha sonra bu elde ettiği başarılardan dolayı cesaretlenmiş, emir altına girmeyi kabul etmemiş,bu yerel kuvvetleri birlikler haline getirmek isteyen T.B.M.M."ne karşı çıkmıştır.bunun gibi o zamanın şartlarından dolayı böyle yerel güçler,demirci efede dahil olmak üzere zaman zaman rayından çıkmışlardır.faydalı olmuşlarmıdır.bence ülkemizin dört bir taraftan kuşatıldığı o dönemde yerel halkın savaşa dahili,savaştan kaçmaların önlenmesi,olayın farkında bile olmayan ingilizlerin esareti altındaki istanbul hükümetinin emirleri doğrultusunda isyan çıkaranların isyanlarının önlenmesi açısından faydalı olmuştur.
***************
Ali Haydar Çetinkol:
SEVGİLİ YEĞENLERİM HEPİNİZE SEVGİLER... SAYGILAR SUNARIM !.. Özellikle tarihi olayları sağlam kaynaklara dayandırmak gereklidir diye düşünüyorum !.. Ayrıca olaylar nerelerde olmuş ise ; bölgenin SOSYAL ve EKONOMİK yaşantısıda dikkate alınmalıdır !.. Bu konu biraz uzun süreceği için ; bölüm bölüm yazacağım ... EFE KİME DENİR ? " Yunan işgaline karşı direniş Ege Bölgesinde başlar . Hızlı bir örgütlenme oluşur ve direniş hattı kurulur ... Bazı olgular bu direnişin örgütlenmesini kolaylaştırır. Bunlardan biriside bu yörede yaygın olarak bulunan EFELERDİR... Ege Bölgesinde , çeşitli nedenlerle devlet güçleri veya mahalli otorite ile çatışıp yasadışı duruma düşen kişilere E F E denir. Efelerin EGE'de ortaya çıkan bir olgu olması , bölgenin SOSYAL ve EKONOMİK yaşantısında aranmalıdır... Bir kere bu bölge o yıllarda Anadolu'da TARIM ve TİCARETİN en fazla geliştiği bir bölgedir. Böyle olunca , toplumsal tabakalar arasında eşitsizliğin en fazla belirginleşmiş olduğu bölge burasıdır. İşte bu, ÇETEÇİLİĞİ, EFELİĞİ yaratan şartlardan birisidir. Batı Anadolu'da görülen EFELİK bir tepkinin ifadesidir. Toplumsal muhalefetin aldığı bir şekildir. EFE , haksızlığa uğrayan köy insanının MERKEZİ OTORİTE ve onunla içiçe geçmiş olan YEREL OTORİTEYE ( ağa, tefeci, derebeyi vs.) karşı direnişin sembolidir. EFELERİN dağa çıkmasının nedenlerinde benzer yanlar çoktur. Y aAĞAYA karşı gelmiştir, ya JANDARMANIN haksızlığına tepki göstermiştir, ya da başlık parası yüzünden evlenemediği kızı kaçırmış, ailesi ile çatışmaya girmiştir. Ege yöresinde diğer yerlerde de olduğu gibi çeşitli nedenlerle dağa çıkan EFE ; derhal var olan bir ÇETEYE girer. Böylece çetelere sürekli yeni elemanlar katılır. Birinci Dünya Savaşı döneminde , Osmanlı Ordusunun dağılması , otorite boşluğu ve diğer SOSYAL -EKONOMİK şartlarla birleşince , dağlardaki çetelerin kadroları oldukça fazlalaşır . İşte , KUVAY-I MİLLİYE'nin kurulduğu şartlarda EGE BÖLGESİNDE bu güç , örgütlü ve silahlı bir şekilde varlığını sürdürüyordu. İzmir'de emperyalizmin desteğinde Yunan işgaline karşı ilk başkaldıran örgütlü güç ÇETELER olmuştur... " . ( Bilgi kaynağı : Cemal Şener ). Diğer yazılarım da ; CERKES ETHEM- DEMİRCİ MEHMET EFE ve DENİZLİ OLAYIN'DAN SÖZ EDECEĞİM ... HOŞÇAKALINIZ....
***************
Ismail Yaşar Çömez:
mutlaka efe, düzene başkaldırmış kişilerdir ali abi ama bizim buradaki haklarında fikir beyan ettiğimiz demirci ve çerkez etem v.b gibi efeler yunan işgali dolayısıyla başkaldırmış oldukları düzeninde artık olmayacağı bilincini hemen idrak etmiş,mili mücadele saflarına katılmış efelerdir.. bu efelerin,mücadeleye faydaları olmuşmudur,olmamışmıdır.olanlar vardır.bilhassa sizin çatıştıklarını bahsettiğiniz o devlet güçleri tarafından kendilerine rütbe ve istiklal madalyaları verilmiştir.sevgiler
***************
Koray Tezcan:
Günümüzün efeleri kimlerdir acaba?
***************
İbrahim Helvacı:
Özellikle Demirci Mehmet Efe ve Yörük Ali Efe'nin Milli Mücadele yıllarındaki eylemleri hakkında, olayları bizzat yaşamış, görmüş ve kendileriyle birebir temas halinde bulunmuş olan Sarayköylü Emin Aslan Tokat Bey'in anılarının dikkatle okunmasını tavsiye ederim.
***************
Turhan Eset:
Yanlış kişilerden örnek olmaz.Genelleme yapmak son derece yanlış olur.Lütfen Milli Mücadele'ye çok büyük katkısı olmuş efelerimizin ruhlarını incitmeyelim.Efelerimiz Egenin ruhudur.
***************
KAYNAK:
Hasan Kallimci :Facebook “DÜNYADAKİ SARAYKÖYLÜ DOSTLAR, MERHABA” WEB SAYFASI

12 Ocak 2012 Perşembe

Sarayköy Bağ-Bahçe Yaşamından Dost Paylaşımlar / Atila Girgin


Değerli dostlar, bu fotoğraf karelerinde Sarayköy bağ-bahçe yaşamından görsel kesitler izlemektesiniz. 
Bir zamanların Sarayköyün de yerleşik aileler ilkbaharda bağ ve bahçelere göçerler, sonbaharda da şehre geri dönüş yaparlardı. 
O güzel bağ ve bahçelerde çoğu meyve ve sebze yetiştirilir, yazdan kışlıklar olarak kurutulan ürünler bir kış boyu tüketilirdi. 
Kendine yeterlilik esasıyla çoğu ürün değerlendirilirdi. Patlıcan, biber vb kurutulur, Pekmez ve günbalı yapılır, yine pekmez esaslı cevizli sucuk ve üzüm köfte yapılır, vb., vb.

Aşağıda aktarılan Sarayköylü dostlarımızdan bazılarının “Dünyadaki SARAYKÖYLÜ Dostlar, Merhaba” gurubundaki benzeri paylaşımlarını, o güzel yılları belleklerde canlandırmak adına sizlerle paylaşmak istedim. Bu güzel paylaşımlar bir dönemin yaşanmışlıklarını bizlere aktarmaktadır. Dostluk ve esenlik dileklerimle.
***************
Atila Girgin:
Değerli dostlar, bu fotoğraf karelerinde Sarayköy bah-bahçe yaşamından görsel kesitler izlemektesiniz. Bir zamanların Sarayköyünde yerleşik aileler ilkbaharda bağ ve bahçelere göçerler, sonbahardada şehre geri dönüş yaparlardı. O güzel bağ ve bahçelerde çoğu meyve ve sebze yetiştirilir, yazdan kışlıklar olarak kurutulan ürünler bir kış boyu tüketilirdi. Kendine yeterlilik esasıyla çoğu ürün değerlendirilirdi. Patlıcan, biber vb kurutulur, Pekmez ve günbalı yapılır, yine pekmez esaslı çevizli suçuk ve üzüm köfte yapılr, vb., vb. benzeri anıları dostlarında bu albüm başlığı altında bizlerle paylaşmasını, ve bir dönemin yaşanmışlıklarını bizlere aktarmasını bekliyorum. Böylece aklımıza gelmeyen ama memleketimizin nice değerlerinide gün yüzüne çıkarmış olabiliriz. Dostluk ve esenlik dileklerimle.
***************
Mehmet Birol Menteşe:
pekmez kaynatılacak anlaşıldı.
***************
İbrahim Helvacı:
En az 50-60 yıl öncesine ait bir bağbozumu zamanı. Birol'un da söylediği gibi pekmez işi başlıyor... Bu işler imece usulü yapılırdı. Konu-komşu toplanır, hep birlikte (çokundurmalı) birgün birinin bağında, iki-üç gün sonra başka birinin bağında şıra, pekmez, günbalı, Sarayköylülerin 'köfte' dedikleri üzüm pestili, cevizli sucuk yapılırdı. Üzümün ezilip, suyunun çıkarıldığı, fotoğrafın solunda gördüğümüz ahşap tekneye 'şapına' derlerdi, (a harfi uzatılacak!).Daha sonraki yıllarda betondan yapılma küçük havuzlar ahşap teknenin yerini aldı, 'şapına' unutuldu gitti... Üzüm suyunun kaynatılacağı yer ocağı, toprak hafifçe kazılarak hazırlanır; etrafta bulunan taş, kerpiç ( o zaman tuğla öyle hemen el altında bulunmaz!), keseklerle kazılan yerin etrafı desteklenir ve yükseltilirdi. Ocak, etrafta çokça bulunan çalı-çırpı ile yakılırdı. Üzüm suyunun kaynatıldığı kazanın küçüğü kalaylı bakır kaplara kaynatma derlerdi. Köfte, sucuk işleri en sona kalırdı. Köftenin üretimi sırasında kıvam artırıcı ve beyazlatıcı özel bir toprak kullanılırdı. 'Dığan' denilen ('Doğan' değil!) sığ ve geniş, kalaylı bakır kaplarda kıvamını alan pekmez, tepsilere dökülür ve sonra da bıçakla baklava dilimi şeklinde kesilip kurumaya bırakılırdı. Bitiş seremonisi, dığanın dibinde kalanların parmaklarla sıyrılarak yenilmesiydi;buna da 'dığan sıyırmak' derlerdi.Toplu halde ve bağrış-çığrış içinde yapılan dığan sıyırma ile sanki günün yorgunluğu unutulurdu. Ben çocukluktan hafızamda kalanlara göre öyle söylüyorum ama o yorgunluğun kaç günde geçtiğini, aslında bir de o işleri yapan emekçi ve üretken Sarayköy'lü kadınlarımıza sormak lazım..:))
***************
Ismail Yaşar Çömez:
sevgili ibrahim abi,mutlaka o ahşap tekneye şaapına deniyordu ama bizim bahçede düne kadar betondan yapılma havuzumuz vardı bizim evde ona şaapına deniyordu.ayrıca köftenin üretimi sırasında içine konan ağartıcı toprakta ak toprak denilen bir topraktı.hatta bu toprağı eski insanların çıtlı yediklerini biliyorum ve görmüştüm.bu toprak acısu köyüne hemen geçince soldaki bir tepeden kazılarak tedarik edilirdi. rahmetli anneannem her sene oradan aktoprak getirme görevini bana verirdi.
***************
Nuran Babacan Şerbetci:
Bizimde bağımızda beton havuz vardı. Üzümlerl çuvala koyup havuzun içinde çok çiğnemişimdir. Rahmetli babaannem çok güzel yapardı köfteyi, sucuğu. Şimdi o tatları bulamıyoruz.
***************
Ayla Tire Unalp:
Bagladaa uzum,neledee galdin iki gozum...hesabi kendi kendime soyluyorum ...epeycedir bakamadim bu guzel sayfamiza,buradaki guzel paylasimlarimiza..Atila Bey begg guzee iresimle paylesivemissiniz gari elceziniz dert gomeesin emii:))...NuranAblacigim senin babaannen benim anneannem oluyordu canim Hormenim benim,nur icinde yatsin...yaptigi herseyin en guzelini ve iyisini yapardi ...torunlari tarafindan yillarin ardindan guzel anilarda hatirlaniyor...
***************
Ayla Tire Unalp:
Cocuglumun en guzel yillari baglara yazin yazin gocdumuz vakidlee gecdi.Sebzilee meyvilee tezee tezee dalindan koparilii yinidin,hepsinin de dadina doyum olmazdin."gizim hurdan uc-dort tometii yoluvedee tanaa asii edelim,iki-uc de balcanlarin tezesinden yol yaninda yiriz" deye annemin eddii laflaa gulaglarimda cinleep duru.Baglada edilen islere annetmenen bitmez hele hele biz cocuklarin oynadiklari oyunlar ve imkansizliktan yaptigimiz oyuncaklar amanda aman hepsinden eccig eccig annedcem emme sonaa ..hadi simdi galin saliceglen akideslee:)
***************
Kudret Varlık:
Ibrahim Abi'nin doyumsuz anlatimiyla sanki canli bir bag-bozumu yasaniyor,,bu kadar ayrinti ancak böyle olaganüstü anlatilir, hayranligimi gizleyemiyorum.. Allah sagliklar versin degerli abicim..!
***************
Mehmet Çevik:
TEŞEKKÜRLER. TEYPİ GERİ SARDIRDINIZ. AHHH NERDE O GÜNLER, KALBİMİ SARDI HÜZÜNLER. BİR DAHA HİÇ GELİR Mİ DÜNLER!!!!!!!!!!!
***************
Ayla Tire Unalp:
Ben baga goculme zamanlarinin son yillarina yetistigim icin kendimi cok sansli hissediyorum.Baga goculecegi zamanki heyecanla ,koye donulecegi zamanki heyecan bibirinden farkli olmakla birlikte heyecaninin boyutu ayni oluyordu.Bagimizin onunden akan cayin icinde oynamak,kurbaga yavrularini balik diye tutmak,cemrelerle ve yengeclerle oynamak heyecan veren ekstra eglenceliklerdi.Agaclara cikip begendigimiz meyveleri yiyip begenmediklerimizi soyle arkaya dogru atmak o gun icin hosdu ama bugun adina bayaa luks birseymis.Hem taptaze hem de organik..ne sans nee...Tabii bu arada annelerimiz kislik hazirliklarina birtaraftan hazirlamaya baslarlardi.Sebzeler ipe dizilir,oyulacaklar oyulur kurumalari icin agaclarin dallarina asilirdi.Bagin baska bir bolumunde de salca yapimi icin tepsiler ,legenler serpistirilmis domatesler icine dogranmis guneslenmeye birakilmislar ...cevizler silkelenir kabuklari soyulurkurumaya birakilir ve birazi sucuk icin kirilir ayiklanirdi ve iplere dizilirdi..Uzumler kesilir sarpinalarda ezilip sulari cikarilir ve koca kazanlarda kaynatilirdi.Gunbaliliklar ,pekmezlikler ve kofte yapilacaklar ayrilir ve ayri islemlerden gecerdi.Kofteler nisastayla pisirilir tepsilere dokulur ve baklava dilimleri seklinde kesilir ve kagit gibi beyaz carsaflarin ustune kurusunlar diye serilirdi ve kuslar kapmasin diye de ya basini beklerdik ya da ustleri de ortulurdu...sucukluk cevizlerde yapilan tatlinin icine batirilir cikarilir dallara asilirdi amanda aman en sevdigim isti onlari batirip asmak tabii benimkiler en kucukleri oluyorudu cocuk boyutlari...yazdan yaza gecen o uc ay bir omur gibi gelirdi kucucuk Ayla'ya ...simdiyse masal oluvermis gelmis gecmis,gelip gecerken de meger icimde neler birakmis neler...vakdi geldikce yazarim anlatirim diyorum bakalim zaman ne gosterecek:)
***************
Ayşen Cesur:
son köfteler yapılmıs tarhana bulgur yapılmıs pekmezeksı recel hersey tamm kıs gelsede fark etmez artık bagbozmunda ne ararsan yapılmıs ne guzeldı o gunler herkes bırbırıne yardıma gıder tatlı bır telasssssss
***************
Uğur Cennet Duranoğlu:
İşte bunun için hep söylerim.Bizler şanslı kuşaklarız diye,dünü ve bugünü görüp yaşamış bir nesiliz biz.Bugünün teknolojisini görüp yaşayan ve hatta kullanan ve dünde geçmişte kalan örf adet ve gelenekleri yaşamış bir kuşak,bunlardan biri bağlara göçmek,dalından her türlü meyvayı koparıp yemek,organik meyva ve sepzelerle beslenmek,bizim çocuklarımız bu konularda şanssızlar biraz.Ne olurdu eski ile yeniyi harmanlayabiseydik,geçmişi ve bugünü birlikte yaşasaydık.
***************
Ismail Yaşar Çömez:
bağlardan bahsedilince veya bu sayfalara bağ bahçe fotoğrafları eklenince inanın bir sarayköylü olarak bende sizler gibi mutlu oluyorum.zaten geçmişten kalan başka neyimiz varki.öyleyse diyorum bende bu yorum köşesine ,okumayanlar için 12 ağustos 2010 tarihinde sarayköyün yerel gazetesi olan saray köy özeldeki köşe yazımda yazdığım sarayköy bahçelerini anlatan "YEŞİL BAĞLARIN SEVDALISI ANNEMİN BİR HAYALİ VARDI"başlıklı yazımdan alıntı yaparak katkıda bulunmak istiyorum müsaadenizle.
***************
Ismail Yaşar Çömez :
biraz gerilere gidersek,şimdiki gençlik bilmez ama orta yaşlı insanlarımız iyi bilirler ki,eskiden yaz ayları geldiğinde sarayköylü ler bağlara göç ederlerdi.bağlarda elektriğin ve suyun olmadığı o günlerde ilçede insan hemen hemen kalmaz,tüm sarayköylüler bağlarında olurlardı.samimiyetin ve muhabbetin bol olduğu bağ hayatında herkes birbirinin gerçek dostuydu.sorunlar bilinir,kimin hasta,kimin düğünü,mevlüdü,kimin doğanı öleni var takip edilir,gidilir gelinirdi.misafirler için kuyusu olanlar kuyularda su soğutur,kuyuya karpuzlar sallanır,şeftali ve üzümler ıslanırdı.yollarında, çayların aktığı bağ yollarında çocuklar suların içinde oynaşır,bağlardan ilçeye(biz köye derdik)gidip gelenler bağ yoluna geldiklerinde ayakkabılarını çıkararak yalın ayak bir şekilde bağlarına giderlerdi.kerpiçden yapılmış,damları genelde toprak olan bağ evlerinde"hayat"diye tabir edilen toprak sıvalı ,üstünde genelde asma ağaçlarıyla gölgelendirilmiş zeminlerde oturulur,akşamları sivrisineklerden korunmak için hayvan tersleri yakılır,gece yatarken cibindirikler kurulurdu.televizyonların ve dizilerin olmadığı bu dönemde insanlarımız geceleri ellerinde gaz lambaları ışıgında komşu bağlara ziyaret ederler,yazlık seyhan sinemasından gelen o zamanın ünlü sanatçıları olan neşe karaböceğin "katip arzum"zeki mürenin"arım balım peteğim"vb. müziği ve sinemanın bağların içlerine kadar inleyen sesi nezaretinde muhabbetler edilirdi.zenginlerimizin bağlarına paytonla gittiği o yıllarda içme sularınıda eşeklerin sırtında tenekeler içersinde su taşıyan su satıcıları sağlardı.bağlarda sezon boyunca kışlıklar hazırlanır,şaapına denen havuzlarda şırası yapılan üzümlerden köfteler,sucuklar yapılır,tarhanalar,yufkalar,makarnalar,salçalar,albiberler,nar ve koruk ekşileri hazırlanırdı.o dönem öyle güzel yıllardı ki bu köşeden bunu anlatmak,kelimelere sığdırmak çok güç. zamanla öyle olaylar geliştiki ,hala bugün neden diye merak ederim....insanlarımız bağlara göçmekten vazgeçtiler.yavaş yavaş azaldılar ve sonunda bağlara göçmez oldular.işte rahmetli canım annem BAĞLARA GÖÇEN SON SARAYKÖYLÜYDÜ.
***************
Ismail Yaşar Çömez:
Sarayköyün eski sığma yolunun üst tarafında gedikliçaya girişte olan bağımızda anneciğim babamla beraber eriklerin fındık büyüklüğüne ulaştığı nisan ortalarında göçer ekim ayınının sonlarına kadar bağlarda kalırdı.sabahlarıve akşam üzerleri bağımızın önündeki ağacın gölgesinde oturan annem bağlarına giden gelen sarayköylülerle muhabbet eder onları kahvaltı etmeye ve çay içmelere davet ederdi. ANNEMİN BİR HAYALİ VARDI.... birgün sarayköylülerin tekrar eski günlerdeki gibi bağlarına göçeceklerini,bağlarına sahip çıkacaklarını,o mutlu günlerin,o muhabbetlerin,o sevgilerin tekrar geri geleceğini hayal eder ,o güzel günleri,bağ gezmelerini,yollarında çayların aktığı yeşil bağları,o güzel günlerin aktörleri olan geçmişin o güzel sarayköylülerini özlemle anardı.bu gün yabancıların kol gezdiği sahip çıkamadığımız bağlarımızın yollarında tekrar eskisi gibi sarayköyün çocuklarının gezeceğini ümit ederdi. Hayattaki küçücük bir zaman diliminin önemini anlatan şaiirin beyaz gecelerinde"bir anı bile tüm ömre değer bazen "dediği gibi geçmişin o güzel günlerinde yaşamış olmak,bağ hayatını görebilmiş,bağların mis gibi kokusunu hissetmiş olmak,o günleri bir an olsada anabilmek inanın bence bir ömre değer diyorum.saygılar sunuyorum.
***************
Turhan Eset :
Sevgili Hemşehrim,amiyane tabirle beni uçurdunuz.Sanıyorum sayfadaki herkesi de uçurdunuz.Acaba oralardan bir yerler alıp o güzel geleneği bizler mi yaşatsak.(BİRAZ ÜTOPİK Mİ OLDU?) iyice yaşlanmadan diye düşündüm bir an.Çünkü yazdıklarınızı o kadar çok yaşadım ki.Ellerinize,yüreğinize sağlık.Selam ve sevgilerimle.
***************
Mehmet Çevik:
İSMAİL AKLINA, ELİNE SAĞLIK. GÜZEL OLMUŞ. ESKİLEREGİTTİ YİNE KAFA.
***************
Ali Haydar Çetinkol:
Merhaba DOSTLAR ! Çok güzel bilgiler ... Benim için anılar... Günbalı,pekmez, köfte, sucuk ve sirke yapımı ile ilgili ayrıntılı yazım; benim notlarım bölümünde. Merak eden dostlarım bakabilirler... sevgiler... saygılar...

5 Eylül 2011 Pazartesi

SARAYKÖY AĞZIYLA ÖZGÜN SÖYLEŞİ ÖRNEKLERİ / Atila Girgin


Sarayköyümüzün yerel ağzına örnek oluşturabilecek bir söyleşi:

Sarayköylü dostlarımızın Sarayköyün eleneksel dürmeç hayırı kapsamında özgün şiveyle söyleşilerini siz dostlarla paylaşmak istedim. Buradaki asıl amaç; Yerel değerlerimizden ve kültürümüzün bir parçası olan ve küresel değerlerin etkisi altında giderek yol olan Sarayköy şivesini, bu kapsamda kayıt altına almaktır.

Ayla Tire Ünalp:
akribalarimlan anacimin eddigi durmec hayiri:)
ihicig hu durmec hayiri holee guzee ,hayirli gunnede de edilip yinse ne guzee oluu demii....elinize golunuza saalig benim vafagar akribalarim ,hepicinizi de beg ozlevedim gari ,eriglee..tefeglee..yapragla.. olduu vakid gelcem...gelinci de isallah heekeslere goceem valla nemii ilazim hani deeleyaa "gidmeg vaa donmeeg yog,donmeg vaa gomeeg yog" deye isde ondan elimdeen geldincee hal hatir sorceem isallah:)
*******************

Emin HayrettinHelvacılar:
Aman aman, bek özlevedim gari şu ocak başlaında sıcacık bezirmelere, soğan batılcan, bibe gözlemelerine.azımın suları akme başladı bile
**********

Fatma Soydemir Öztürkmen:
Süpersin ayla teyze ne güzee çıkıvemiş sülalemiz demi özlemişindir böyle şeyleri hepsinin ellerine sağlık.
********************

Ayla Tire Ünalp:
Fa'ma gii hec guzee olmami bizim sulalemiz allahaemanet bag gine toplenivemisle hepbir edivemisle hayirlari.....amanin herselerii heekesleri beg ozledim gari emme eccigdaaa sabir deyoon mayisda gidcen Sareykove :)
********************

Fatma Soydemir Öztürkmen:
buyugel ayla teyze bekleriz başımızın üstünde yerin vaaa tam amanında gelivecen ne güzee oluvecek sarayköyümüz :))
********************

Nurcan Babacan Şerbetçi:
bende özledim ocak başında bezirme yemeyi inşallah geldiğimde kısmet olur
********************
Ayla Tire Ünalp:
Nuran Ablacigim ben de cok ozledim , gittigimde guzel yemeklerimizden ve ekmeklerimizden yemeyi umut ediyorum...ne guzeller degil mi herkes toplanmis birarada...elimizde kalanlara saglikli omurler diliyorum,ayrilanlara da isiklar icinde yatsinlar
********************
Jantinee Kittiprapan :
what is this ?
*******************

Ayla Tire Ünalp:
Hii!..Anatolia deeds of helping relatives is a traditional form of cooking....Their relatives sympathy for the dying person with such shall be..

********************

Kudret Varlık :
Ayla kim oluyo bu akides jantine.. ama bu arada döktürüyon ingilizceyi haaaa bizim GIZ
********************

Ümit Uz Kavak:
dürmeç hayırından bende yemiştim. allah kabul etsin çok güzeldi
********************

Ayla Tire Ünalp:
Kutret bizim olaan ; Jantinee, Saraykoylu bir arkadasimizin arkadasi demek ki o da uyelerimizden ...ba'mis gomuus bu insaanla ne edipduru holee biarida demis yalim soruvemis gari...amaaaan olee inkiliscee lokum dokee gibi dogdurduum bilee yog canim eccig eccig biselee edmee calisiyon sozluglenen bileen yogusam olee goley bii is degil anleceen:
********************

Ayla Tire Ünalp:
Umid Hanimgadesim sizi de afiyed ossun,beg guzee edelee bizimkilee hayir hasenet islerine holee biaree gelivedilemi emme keskem hep guzee islee icin toplenilse emme isdee olum de vaa garii ne ecen

*******************
Kudret Varlık :
eyi hade bakam yaban elleden bi ecnebi akidesimizde oldu desene gi...ama önce o bayana esili balcan gözlemesi yidirmiden ögretmen ha önce balcan sonra ta'na asi.. sonam dürmec midir nedir ozman ögretisiniz
********************

Ayla Tire Ünalp:
ya'aa ne oretceez canim,akidesi oretii garii onu
********************
Ayla Tire Ünalp:
paylesdiim iresmimi begenen akideslerime beg coog teskur eden gari demii ....sagolun valla hakkadden begenilceg bii iresim,yardimlesmenin ozellini ve guzellini beggadin annatibba ...hadendi sevgiylen galin:
********************

Esma İpek:
kiz aylacim acaba biz gelince bu katmerden olumu acaba az ayirsalardi ne olurdu.
********************

SARAYKÖY AĞZIYLA ÖZGÜN 
SÖYLEŞİ ÖRNEKLERİ

Sevgili Dostlar; aşagıdaki şöyleşi akışı içerisinde sizlere daha önce “DÜNYADAKİ SARAYKÖYLÜLER” gurubumuz sayfalarından alınarak yeniden düzenlenmiş söyleşi örnekleri sunmaktayız. Bugün artık çoğumuzun belki kullanmadığı ama yöreye özel bu konuşma örneklerimizi Sarayköyün yazılı tarihine bir belge sunmak, bu özgün konuşmaları belgesel bir nitelik kazandırarak tarihin arşivine aktarmak ve de sizlerle paylaşmak istedik.
Dostluk ve esenlik dileklerimle.
***************

Ayla Tire Unalp:
gii akideslee ne edibbasingiz gari..bi hal hatir soruverem dediydimm:))
sevgiylen galin emii..
***************

Raziye:
demi ayla gizzz eskiden beg guze oluyodu bayramle emme hindi gari o gada degil kades hindiki gencle tatile gidiyo gari o eski bayramla neeede..eskiden bayram haftesi goyunla boyanidi cocukla ali gezdiridi..bizim zamanimizda kuyrugu gocuman olan goyun makbuldu hindi kuyrugu az olen yada hic kedi kuyrugu gibi olenle makbul gari...bizle iste böle eskilere masal gibi gari anlatcez ..nedelim ...hadi eyi bayramla herkeslere..hadin kalin salicekle....
***************

Ayla Tire Unalp:
gurban bayramını az galdı akıdesle,ne eddıgınz gurbanlıklere belkı ıldıngız belkı almek ıcın bakıyosuguzdur..:))belkı de almıyanıgız da olcegdır ossun vasın saalık ossun...ben de burladaa bayramı yasımeyom ,hec de tasılenmeyom saalımız yerınde ossunda olmevesın vasın ne edelım:)

cocukken beg guzel gecıyodu bayramlaa..goyunlaa goclaa allı gırmızılı,yesıllı morlu beg gadın boyanıdı ve gelınlıg gızlaa gıbı holee salına salına gezdırılıdı.
sımdıde edılıyomu bılmeyom ...zaman ısdee geldı, gecıbde gıddı valla ..degıdı de ben de masal anladıyom gıbı geldı garı gendı gendıme.ısdee garı ınsanlaa unuduvemeyo herselerıde hole bı nabız yogleveren dedım.
sevgılen galın.
***************
Her ne kadar izin alarak yazmadımsa da affola. Nasıl olsa gurup duvarındaki bir söyleşi diye düşündüm. Ama özgün bir diyalog olarak birilerinin incelemesine , dikkatine sunmak, yerel Sarayköy ağzına örnek bir söyleşi olarak aktardım. Söyleşi sahiplerinden bağışlamalarını rica ediyorum. İşte size Sarayköy ağzıyla güzel bir söyleşi:
***************

Ayla Tire Unalp:
farug gii ne decemm bag, sansing beg yaver gidibba bi damar diganiglinlan pace gurtardin .:) bi de bagiveedin garsinda Erdovaan Beyin olu godung mu bag epee yardimci olmusdur gari allah irazi ossun.selamladaa gelmis gidmis eyi eyii beg sevindim.

akidescezim ilaslarii hec vagdini gecirmiden yudu yuduvee,yicenee iscene di...
***************

Faruk Akgören:
bek güzee yazmışın bizim gız.kimsee tasılandırmecem gari.kendime bakcem ecicik.ırakı mırakı dert değil de hu körolmıyası cuvare yok mu ya?deli edip gidee bene.otuz küsur yıldır heç bırakmadan içince zor oluyo elemme becercem ne edem.gocana,gızlarına selam et sağolsunlaa varolsunlaa,husulanmasınla dipçik gibiyim alimall...
***************
Ayla Tire Unalp:
gi bizim olaan senign yazibbattiklaring da beg eyi caniim.neeccegn gari diiggad edcen herseleringe,bag sincii gadaa herselerii beg gadin edmisin bunnlada hallolu hakindan gelisin sen onnaring.cuvare de birakisin sen elemme oncu gendin, sonu daa ciger parengi dusuncen garii ne eccen.hep biragdik sevdiglerimizin hatirina...
***************

Ayla Tire Unalp:
bir de yemekle ilgili birsey yazayim dedim;
top kabak mevsimi oldugu icin ilk aklima o geldi.aaa bir de molivelli tursunu yani kabagin yegane arkadasini untmamak lazim degil mi:))
bakalim ilgilenenler olacak mi ....:))
tarifleri ona gore verecegim dermisimmmmmm:)))
***************

Taylan Özgür:
molivelli turşusunuda iyice merak ettim:P olurda birgün hep birlikte yapıp yeme fırsatı bulursak kendisini mideye fotoğraflarını albüme ekleyebiliriz:))
***************

Ayla Tire Unalp:
aaaa ilgilenen kisi arkadasim cikti:))
taylancigim hani hepbirlikte (tarihi belli degil.....)piknik yapacagiz ya iste o zaman yeriz hep birlikte.
ani akidesim sen bilmeyomudun molivelli dursusunu ,sinci gabak centmesini de bilmeyom demi gari.ben de nele deyom ona herkez sankim bilmelimis gibi gonusuyom isde.
valla ben buralarda bile yapiyorum:) ,lezzeti annecigimin yaptigi kadar guzel olmasa da idare ediyoruz:(
***************

Faruk Akgören:
ayla gı bu ocaa sönmiyesicelee molluveli turşusunu bile bilmeppalaa.anna!bu husee ne eden ya?börüttürme desek bilceklee mi?needen bilsinlee,tostu bilii kokureçi bilii bunlaa.gabak çentmesini heç bilmezlee,molluveli turşusu yoldeşidir onunn.yemin oosun vaa ya kövden gızımla sıyırmeynen bamine yollamış anam.sıyırmee ettim bek gadın oldu.ecik durup duruu dolapda yicesen yolleverem tayyareyle.yanında da buldan biberi olseedi vaa yaa yemin oosun barmak marmak galmeecedi.(atilla bey izin ne demek,büyük onur duyarım ama bize de yollarsanız ya da burada paylaşırsanız sevinirim.saygılar))
***************

Ayla Tire Unalp:
hi gi bilimepba gari bu yeni yetmilee anamgilin bisirdigleri yemegleri.anaa bizi gine pravoo unuduvememisig yimeklerimizi.ani seni gari hebden pravoo heruf basugunan siyirmee etmising,unudmidan soruveren esi godungmu icine siyirmenin beg guze oluyo ole.ha balme asinnan da beggadin oluyo gari sen bilcegn isigi.gardescezim heesele vada gobbaslinin siyirmeesi yok gari bulada yollevesen eyi olcek emme bu cavirla hec izin veceklemi bakalim ya aa vemezle nese gari sogura yiriz gari.
faruk ne decem bag,gecen hafda acili tarna asi ettim anii icine dolduruvemisim aci biberi benim gocuman giz bek seviyo aciyi ,yanibasinda da sulun gibi bi teze balcanladan da kesdiydim anii bi gosen sasa galidin.anlimizin teri burnumuzun sumu gardes oldula.sarimsanida havanda dovunce bek guzel oluyo..
ha unudmidan bamnile cekirdegli mi biliyogn bizim kovungile holee barmag gibi olula.hadigari afiyetlen yiyceez insallah emme barmak marmak galmamazlik edme ha !
hadi gari akides sevgiylen gal
***************

Ayla Tire Ünalp:
Atıla Bey ,
Cok kıbarsınız ve ınce dusuncelısınız.
Benım ve arkadaslarımın sıvemızı kullanarak yaptıgımızı soylesılerı ve yazıları tekrar ortaya cıkarıp yayınladıgınız ıcın kendı adıma tesekkur ederım.Sızın de soyledıgınız gıbı degerlerımızın oyle boyle elımızden geldıgınce hem farkında olalım hem de hos seda olarak bırakalım.

Ben hıc sızın dusundugunuz gıbı dusunmemıstım ve eglence olsun dıye yazmıstım ama bundan sonra arkadaslarıma da bu konuyla ılgılı olarak davet gonderıp bu guzel sıvemızle guzel sohbetler soylesıler yapabılırız.

Ben sıze hatırlatmanız ıcın tekrar tesekkur edıyorum ve ıyı seneler dılıyorum.
***************

Nesrin Şişek:
ana a kadeş bilseydm ben 1000. olurdum ecik havam olsun diye neyse gari ayla abla ben kavas fatmasının toruyum gı bilcen mi bakem seni burda buluverince bek sevindim kadın kadeşim senin yıldızlu davetiyelerden akıdeşlere gönderdimde bek hora geçti hemen gelivedler akacımdan:))
***************

Ayla Tire Unalp
ani gıı nesrın sening kendını hölee annatman lazım degıldıkı gadeşcezim ben sene adıngdan bile tanıvedim....
eyii hadee bakem çalışalımda çoğalıverelim demii:)
***************

Ayla Tire Unalp:
Birlikten kuvvet dogar diye bosuna soylenmemis bir soz..hep birlikte olunca imece usulu guzel islee cikiyoo bolee emme eccigdaa gayret mi esseg deyom ben .arkadaslarimiz gercekten cok guzel seyler paylasiyorlar cok tesekkurler.
eskisiyle yenisiyle saraykoy ve saraykovlulee beg guzeelle hem valla hem billa dencek bii lafimiz yoggarii...
isimleri sadece listede olan akideslerimiz de eccig guccug biselee edsile dahi da zenginlesceg sayfemiz ....

HADENDI AKIDESLE HADENDI ECCIG KIPIRDEVERING ,illaki yazilacak paylasilacak birseyler cikar..

Sureyya Bey, bu sayfanin kuruculugunu yapmakla basta siz emek vermissiniz ...iyi ki boyle bir fikir akliniza gelmis ve iyi ki buradayiz...basta siz olmak uzere grupta bulunan herkese teskkurler:))
sevgiyle kalin:)
***************

Ayla Tire Ünalp:
Atila Bey ,
Cok incesiniz,hemen degerlendiriyorsunuz...tesekkurler!!
Arsivimiz oluyor belki de.
***************

Atila Girgin:
Sevgili Ayla Hanım, Evet, bende aynen düşündüğünüzü düşünerek, güzel söylemlerin duvar yazıları arasında kaybolsun istemediklerimi buraya belge niteliği kazansın diye aktarıyorum. Esenlik dileklerimle.
***************

Ayla Tire Unalp:
Hadeng hekesle bizi geesinglede holee cokundurmali bii durmec hayiri edelim olumuu ...hadee hadee buyrung geling hepingizidee bekleyooom:)
Aksamdan islatilan nohut etle ( tavuk - kuzu - dana ) birlikte halva gibi bisirilii sonra etler cok kucuk olmayan parcalara ayrilir ve ekmegin ve pilavin pismesini bii giyida bekler.
Gaar gibi pavlike (fabrika) unuyla yogrulan hamurdan bezirme buyuklugunde ekmekler acilir ve sacta pisirilir.Ekmeklrimiz pistikten sonra hamir olmasinlar deyee sofra bezinin ustune serilirler ve eccig soguyunci da ustleri ortulur ki bu sefer de gurumasinglaa deyee..

Tencerenin dibinee topan topan sadii yagini (tere yagi )goyup erittikten sonra onceden islatilmis pirincleri ilave edip biraz gavururz sonna oteki yakida onceden isitmee basladigimiz nohullu etsuyuna ecig de yoz (musluk suyu ) su goyup duzunu ekleriz ve pismeye birakiriz..biseen pilavimizi eccig dinlendirdikten sonra artik buyuk bulusmayi gerceklestirebiliriz:)

ekmegi zarf kapatir gibi kapatip son yapraa kapatmadan once danee danee bismis olan nohutlu pilavimizdan guzecee goyaa iliglee gibi bismis olan etimizden de ustune koyar ve karabuberimizi de soleee bi fiske savurdugmudu oteki yapradaa kapatiriz isde size DURMEC hazir..

Tabii bu isleri hep ayri ayri insanlar yapacagi icin ; kalabalikla daha kolay ve cabuk olacagi icin COKUNDURMALI yapalim dediydim :)
Oneri : Mevsimine gore sirkeli kup tursusu ya da haslama dursuylaa yimesii beggadin oluyoo...
Guzel gunlerde yapilip afiyetle yenmesi dilekleriyle...
Sevgiyle kalin:)
***************

İbrahim Helvacı:
Nası yimeng bunu gaari ya? Heli bööle eşinen-dostunan, gonuylan-gomşuylan yapılan dürmeç bi dat'lı oluu ki, demi gitsing!
Elingi saalık, bek gadın olmuş, bizim gız... Allah gabııl etsing, ölmüşleringning ruhunu deysing işallah!
***************

Ayla Tire Unalp:
Anaa hec lafimi oluu Ibraam Abee afiyed bal sekerlee ossun , ne ecceng bu islee boole oluyoo adetimiz gari biliyoon , hepbirlig oluverince daa eyii oluyoo.

Isallah gunung birinde hepbiaree geliseek keyfimizden eddirelim huu durmecden demii caanim!!!

Abee hadi gari gendicezine eyi bag , gal saliceglen:)
***************
İbrahim Helvacı:
Vallaa Aylı gaadeşim,tabi bek güzee olu emme ben bu dürmeci etmesini bilmen de yimesini bek eyi biliirin, onu göre! ::)))

Türken dezem bilii, ben her sene Sareyköye iki-üç defa gidee, anamı-bubamı ziyaret ederin. Türken deezeenen, eş-dost akrıbalarımnan, aakıdeşlerimnen görüşürün, eskileeden-yengileeden gonuşuruz. Emme sen bek sık gelemiyoosung Sarayköye; ne etceng, dünya gaalesi,gaadeş! Gelceeng zamana habaa veriseng, ben di o zamana denk getirmee calışıırın; emme dürmeç etceeseng geliirin, etmeceseng söz verimen, habarın oo’sung!

Eşinginen çocuklarıngınan hepingiz sağlıceenen galıng emi gaadeşcezim
***************

Ayla Tire Unalp:
Allah nasib edese ben mayising sonuna doruui memliketime gelcem...eccig evimdee gali isimi gucumu gorurun ondan sonnida Saraykovee gelirin isallah:) abeecim ben de sening gibi 3-4 aydi bii geliyodum onciden hincii garii ginee olee eccen isallah..illaki bii gelmemiz deng duse de hebbir oluu ederiz durmeci...

hii abee beni bag basdan sene bisey deceem , ben durmecing e'meni edimem emme pilavini ederin..e'mede gari anneme deriz edee isallah gari bizim icin...demedi deme emii:))
Benden de hepicingize selamlaa ossun..
sevgiylen galin emii:)
***************

İbrahim Helvacı:
Tabii gadeşcezim, herşeelere bi sen yapcek değilsing ya! Ocaa biri yakcek, hamırı biri yoğurcek, biri bezirme açcek, biri sacıng üstünde bişircek, biri de etini-tavıını, nohudunu, pirincini ellecek-küllecek; yorulan oluusa onung yerine başga biri geçcek… Dürmeç hayırı bööle olma mı zaten, neden onu çokundurmalı demişlee? Allah ağız dadınnan yimek nasip etsin işallah!
***************
Ayla Tire Unalp:
isallah isallah abeecim , azimizin dadinnan yimegle nasib ossun...kimbilii biguun bi aree gelceez belikim demii:)
***************

Ahmet Erdin:
Nece konuşuyorsunus gari İzlandadanmı geldiniz.Reykavikte böyle konuşuluyor da.
***************

İbrahim Helvacı:
Ahmetciğim, sen Sarayköyün yerel ve özgün şivesini de unutmuşa benziyorsun.. Belki yazılışını çıkartamamışsındır; senin-benim akranım olan bir Sarayköylüyle karşılaşıp konuşursan sanırım sorun çözülür. Selamlar.
***************

Ayla Tire Unalp:
Ibarhim Abi ve ben yillardir Saraykoy disinda yasamis olmamizin verdigi ozlemle arada boyle yazisiyoruz...daha once baska arkadaslar da katilim yapiyordu...
yasayarak, dogal olarak ogrenilen seyler unutulmuyor.biz unutmamisiz ne guzel:)) unutanlara hatirlatma...artik bilmeyenlere belki de boyle harika bir sivemizin oldugunu gostermis oluruz:)

Ben Asagi Mahallede dogup buyudum ,ailem de Saraykoy Sosyetesine dahil degildi...onun icin belki icime islemis olan Saraykoylu olma duygusu herhaliyle hala kipir kipir:)
Sevgiyle kalin:)
***************

Ahmet Erdin:
Bende saraylülerle birlikte oldum zaman aynı şekilde konuştuğu eşim söyler.Bu şekilde konuşulduğunu duyduğumzaman çok duygulanıyorum.Nazire olsun diye takılmak için söylüyorum.Unutulmasın istiyorum.Kış ayları mersinde yaşiyorum.Beni Ankarada diye bildikleri için Ankarada yaşıyorum dedim.Sarayköy sivesiyle hiç şekılde unutulmuşluk diye sorunum yok.Biz küçükken bu şekilde konuşurken kaba sarayköylü diyenler vardı.Has ekmek,harici ekmek gibi.Şimdi bu şekilde kouşmak bir onur oluyor.
***************
Esma İpek:
Hepiniz harikasiniz arkadaslar ya ne kadar güzel hala siveyi konusabilmek agziniza saglik.
***************

Ayla Tire Ünalp:
Sagulun Esma hanim , isde bolee garinca gararinca eccig bisele edelim deyoz emme herziman olmeyoo.

Siz bizim yazdi`larimizi okudusaniz daha eyi edmisiniz..hadi hoscagalin emi.
***************

Esma İpek:
hadende gari böle gonusu gonusu vesek nede güzel olur emme iste gonusan cok az sitede sende hosca galive güze gardesimn.
***************

Ayla Tire Ünalp:
hih bag gasima bi gisi da cikivedi beg sevindim:) benim akidesim iraziye de ( Raziye)beg guzee yazibbadin emme neyse gine yazmee baslariz gari.
***************

Esma İpek:
amaninnn ne deban sen bizim giz ben hep buraladayim gari yazivecez gari ya AZDA OLSA ÖZLEMIMIZ GIDIBBA OLUVERI.
***************

Ayla Tire Ünalp:
eyi eyii beg eyii oldu bu is...hade baken goley gele.
***************

Esma İpek:
AHH GARI HEPICIMIZ BIR OLUVESEKDE BURDA GONUSU GONUSUVESEK BÖLE BEK SEVINECEM BEN.
***************

Ayla Tire Ünalp:

oluu belikim oluu eccig gayred edesek neden olmasin demi.

***************

Esma İpek:
olcek emmede bende gülmekten bitecem simdi hehehehehheeh.
***************

Ayla Tire Ünalp:
anna sen de nasii saraykovlusun a gades...yazdiglarimiz mi sene guldurmegden bitiribba allah mustagini vemesin emii.
***************

Esma İpek:
ayyy giii iyiki vasin buralarda sayende bek güze zaman gecirip duruz vemesin de gari bakem mustagima verise ben nelere gidem gari :)) sende benim gibi 37 seneni verive gurbete bak gonusabilcenmi bakem.
***************

Emin Hayrettin Helvacılar:
Akedeşler iyi sabahla. Necapsınız, nedip durusunuz.
Aşam düşünüpduruken aklıma bi anım gedi.
Senele öncesi çocukgen bizim İstasyon caddesindeki eski evin akasında avlumuz vadı.
O da nenemler, yengemler hep berabe yer ocanda yufka ekmeği yapılyodu.
Bencezde onlara bakyodum.
Bir ara öle ve hareket olduki, sanki her yele yıkılyo.
Bizim avluda da kalın ve böyük bir ağaç vadı. yere inip kalkyodu.
Ağaç iyicene yılıkmış,ve yeler bi ırlanyo, bi ırlanyo hepicimiz bir yelere kaçyoduk.
Nihayet hareket bitii, amma biz ekmek yapmede oracıkta bırakvedik.
Kokudan otucek halmı kaldı, bek korkvedik yahu. Hadi sağlıcekle kalın gari emi.
Herkese selam edin.
**************

Faruk Akgören:
eş dost,tanıdık,tanımadık,hısım,akraba tüm sarayköylü hemşehrilerimin kurban bayramını kutluyorum:))şimdi bir bayram şekeri olsun,ağız tatlılığı niyetine,yarın sabah namazıyla yaşanacak birkaç dialog yazmak istiyorum.bu olaydaki kişiler tamamiyle sarayköyde doğmuş büyümüş yaşamış yaşamaktadır,hiçbiri uydurma değildir.:))--hişş,beni bak!kaldır hu oolana bayram namazına gitceez.--kakmeppa govan!sen git mustabee,yolların ben ona.---tööbe yarabbi.(namaz dönüşü,baba oğulu evde görür)---neededin len sen?gelmedin namaza. ---ben ağalaa camiine gittim buba.---gett,çarkına sıçdığım döyüsü,ben de oodadım.---------anaa gonşu sizin goyun da bek güçükmüş bee. ---yaa aa,güçük değil o,tavı eyi.guyruu bek yok,benim gızlaa yimeyo guyruk yağına.güççük guyruklu alıyoz üç yıldır.---ben giden madem ibram getirmiştir goçu(gider)---huna bak huna!kendileri deve kesippalaa yalım.--------beni bak len maamıt,yaneş bure,yumruu böölü sokcesin,içeri dooru guvvetli basdırcesin.seneye goyunun kafasına alıveceem sen yüzcesin gari.---yüzerim buba,keserin bile töbe oosun.---------hu közlere maltıza alıverin de kellee ayaklara ooda ütem ben.-----ana ben üttüren gelen yorulma sen.----yaa aa,yakıyo onlaa ya!garardıyola dilbarım kellee.üterim ben ona.durna gibi oluu, bişince suyu valla.-----dee gaç,mındar etdin etee,vuruvee tahree hurasına!-----bek biliyon sen,şindi tahree sene hahh devecem valla.--------gaçç beee,telaşeli bayram bu bayram,ırmızanda ediveriyon sareeliye,baklaveye bitiyo.---sus gıı,künaha gircen,töbü deee.-------deen yin gari.atın saçın üsdüne hu kemikleride.---yav sırf kemik len bu---körmün sen?bi dooram et vaa ya orda de gidi deee.----gavurmeye yarın edelim anaa,bek yoruldum been.---yarın hışdınılıverili edelim elimiz deymişken.yarın gelen gidenden başımıza alımeyiz.------bek de yimedim ben emme,neden tütütdü bu gökbaşlının goyunu bene.---soda verem mi nenee?--yaa aa,kekik suyu gatıve bi filcan,anan garıyıda de sade gave edivesin bene,isdimeden kendi fitadine biyo etse gave ,gözlerim açık gitmecek.:)))) Her ne kadar sürç-ü lisan etti isem affola.İyi bayramlar.
***************
Ayla Tire Unalp:
Anaa Atile beye bakiverin biyoo ,bizim esgileden yazdiglarimizi derleeb toblamis da inci gibi dizivemis garii akideslee beg gadin olmus demii:))