6 Eylül 2009 Pazar

Siyah Makarada İpliğim - Sarayköy Türküsü / Atila Girgin







Siyah Makarada İpliğim – 
Sarayköy Türküsü ve Oyun Havası

(Denizli / Sarayköy - Rüştü Demirci - Ahmet Yamacı)

Sarayköy Yöresi Türküsü nün oyun havası şeklindeki sunumu aşağıda adresi verilen web sayfasında bir bütün olarak sunulmaktadır. Süre kısıtı nedeniyle ancak bir kısmını sunabildiğimiz oyun havasını keyifle izleyeceğinizi umarım.

Siyah Makarada İpliğim
Kara Gözlü Kekliğim
Hangi Yoldan Geleceksen
O Yolları Bekleyim

Hadi Güzelim Şam'a Doğru Şam'a Doğru
O Yâr Açmış Kollarını Bana Doğru

Ovanın Darısını
Sel Aldı Yarısını
Gurbete Giden Oğlanı
Boşasın Karısını

Hadi Güzelim Şam'a Doğru Şam'a Doğru
O Yâr Açmış Kollarını Bana Doğru

Et Aldım Elim Yağlı
Şal Kuşak Belde Bağlı
Yâr Ben Seni Alırdım
Başım Gurbete Bağlı

Hadi Güzelim Şam'a Doğru Şam'a Doğru
O Yâr Açmış Kollarını Bana Doğru

==========================

Yeşil Giy Yeşil Kuşan - Sarayköy Türküsü / Atila Girgin





Yeşil Giy Yeşil Kuşan - 
Sarayköy Türküsü

(Denizli/Sarayköy-Rüştü Demirci-Ahmet Yamacı) Söyleyen: Hediye Hüseyin

Yeşil Giy Yeşil Kuşan (Yanay Da Yananay Da) Yeşil Çimene Döşen (Yanay Da Yana Nay) Acep İflah Olur Mu (Yanay Da Yananay Da) Senin Aşkına Düşen (Yanay Da Ya...na Nay) Alalım Kaçalım (Yanay Da Yana Nay) Sarılalım Uçalım (Yanay Da Yana Nay) Sarılmakla Baş Olmaz (Yanay Da Yana Nay) Gel Beraber Kaçalım (Yanay Da Yana Nay) Kayısıdır Kayısı (Yanay Da Yananay Da) Yere Düştü Yarısı (Yanay Da Yana Nay) Beni Yardan Ayıran (Yanay Da Yananay Da) Dayısıdır Dayısı (Yanay Da Yana Nay) Alalım Kaçalım (Yanay Da Yana Nay) Sarılalım Uçalım (Yanay Da Yana Nay) Sarılmakla Baş Olmaz (Yanay Da Yana Nay) Gel Beraber Kaçalım (Yanay Da Yana Nay) Kabağın Kökeniyim (Yanay Da Yananay Da) Sapının Bükeniyim (Yanay Da Yana Nay) Ben Güzeli Alacam (Yanay Da Yananay Da) Çirkine Tövbeliyim (Yanay Da Yana Nay) Alalım Kaçalım (Yanay Da Yana Nay) Sarılalım Uçalım (Yanay Da Yana Nay) Sarılmakla Baş Olmaz (Yanay Da Yana Nay) Gel Beraber Kaçalım (Yanay Da Yana Nay)

Hamamın Gubbeleri Kireçten Olur - Sarayköy Türküsü / Atila Girgin


 




Hamamın Gubbeleri Kireçten Olur - Sarayköy Türküsü

(Denizli/Sarayköy-Rüştü Demirci-Adnan Ataman) Söyleyen: Ahmet Gazi Ayhan

Hamamın Gubbede Gubbeleri (Amanın Da) Kireçten Olur Kızların (Serbeste) Serbestleri (Amanın Da) Yürüyüşten Olur İki De Turnam Turnam Gelir (Amanın Da) Aklı Kareli Birini Bildim (Aman Amanın Da) Bilmem Biri Nereli

Ben Bir Yeşil Fenerim - Sarayköy Türküsü / Atila Girgin






Ben Bir Yeşil Fenerim – 
SARAYKÖY TÜRKÜSÜ
(Denizli / Sarayköy / Salnaz Köyü)
Kaynak: Rüştü Demirci Derleyen-Notalayan: Ahmet Yamacı Söyleyen: Meliha Güney


Ben Bir Yeşil Fenerim (Amman Yele Yele Lom) Hem Yanar Hem Sönerim (Haydi Yele Yele Lom) Ben Nişanlı Değilim (Amman Yele Yele Lom) Kime Olsa Dönerim (Haydi Yele Yele Lom) Aman Benim İpeğim (Amman Yele Yele Lom) Derdimi Kime Dökeyim (Haydi Yele Yele Lom) Al Yanağın Dururken (Amman Yele Yele Lom) Yâr Nerenden Öpeyim (Haydi Yele Yele Lom) Kabağın Kökeniyim (Amman Yele Yele Lom) Ucunun Dökeniyim (Haydi Yele Yele Lom) Ben Güzele Varacam (Amman Yele Yele Lom) Çirkine Tövbeliyim (Haydi Yele Yele Lom) Aman Benim İpeğim (Amman Yele Yele Lom) Derdimi Kime Dökeyim (Haydi Yele Yele Lom) Al Yanağın Dururken (Amman Yele Yele Lom) Yâr Nerenden Öpeyim (Haydi Yele Yele Lom) ....

10 Temmuz 2009 Cuma

Zaman Tünelinde İstasyon Caddemiz, Tren İstasyonumuz ve Okullarımız / Atila Girgin


"Zaman Tünelinde İstasyon Caddemiz, Tren İstasyonumuz ve Okullarımız"

Okul yolumuzda ne güzeldi: Bir tarafında Gerali köyünden kente doğru salını salını gelen dere, İstasyon caddesi boyunca akar, Muhlis Tokat Beyin evi yakınından, dokuzların evin köşesinden sola doğru sapardı. 
Buraya kadar dere boyunca sık ve görkemli çınar ağaçları ayrı bir güzellik katardı okul yolumuza. Pınar gibi berrak ve duru akan suyu yağmurlardan sonra birden azgınlaşır, adeta kükrer gibi olurdu ve doğaldır ki bu haliyle bizlere de korku salardı. 
Bizim güzel çayımız daha sonra Hükümet ve Belediye binalarının önünden geçer, aşağı mahalleden kıvrıla kıvrıla akarak ana su yolu Menderes nehrine ulaşırdı.
Benim güzel okullarım (Gazi ilk Okulu ve Sarayköy Orta Okulu) İstasyon caddesinde ve karşılıklı olarak bakarlardı biribirine. 
Gazi okulum derdiki bize; burayı tamamlamadan geçiş yok karşıya. Orta okulumuzda derdi ki bize; önce karşı okulu tamamla sonra gel, yoksa almam seni içime.
İlk Okulumuzun dış yan duvarına bitişik Kulübeci Halil İbrahimin amcanın kulübesi, karsısında da EsmerAli’nin kulübesi. 
Sıcak sıcak çeyrek ekmek içerisine 15 krş’luk beyaz peynir nede güzel gelirdi bizlere. Aman yarabbi o ne güzel tattı öyle. Ne de çok severdik peynir ekmeği. Demek ki somuncu toplum olmamızın da bir gereği ve göstergesi olmalı bu. 
Aynı kulübelerden aldığımız divit şekerleri de nede zevkle yerdik. Değişik renkleriyle macun şekerini, pamuk şekeri de unutmak mümkünmü? 
Benim güzel günlerim sizi unutmak ne mümkün. İnsan belleği ise nede unutkan oluyor. Yaşanmamış gibi görünsede dolu dolu yaşanmış yıllardı o yıllar. Ah o zaman yok mu, çoğu şeyi adlıda götürdü bizden.
Benim güzel günlerim, benim güzel okul yıllarım, sizi unutmak ne mümkün? Geçti yıllar, geçiyor yıllar, sağ olup, görürsek yine de geçecek yıllar, gel gör ki çocukluk yıllarını nasıl aramassın?
O güzel yıllarımı görsel kent belleğine not düşmek istedim. Anımsanmasına katkı sunduysam ne mutlu bana.
Kusurlarımız olduysa af ola.....
Geçiyor yıllar, geçiyor yıllar....

5 Temmuz 2009 Pazar

Sarayköy ağzıyla bir söyleşi



“Akidesle neledesigiz gari, ani kimsile bisey yazmebba isigiz gucuguz bek mi cok”,

“Anaa Mıstafali ossun vasin netcen dee solenip durmu gari. Gine eyi kotu iscezin var, hec olmiyanla ne essing. Hekesin bi sikintisi va gari ..
Akides sen de dinneniken siir, iroman yazasing gari. Kaapizigida yoruse gidive gucculu o hec tasilanma emi. Galk galk hadi gari, ani hole silkilenive ad gendigni disalara Istambolun geyfini cikarive “,

“hişşş gıı hatçe benim yok valla oturup duruum evcecezimde, sıkıldım elemme ne etçen bizim işlee bööle, eççik çalış bol bol yat. Kaapız gibi oldum yemin osun. Yatı yata büyüpduruum “

4 Temmuz 2009 Cumartesi

BİR DÖNEMİN SARAYKÖYÜNE AİT BAZI GELENEK VE GÖRENEKLER / Atila Girgin

SARAYKÖY’E AİT BAZI YÖRESEL GELENEK VE GÖRENEKLER

Kentleşme olgusuyla birlikte geleneksel alışkanlıklarda değişmektedir. Bu bağlamda küresel baskı ve egemen kültürlerin etkisi altında giderek kaybolan değerlerimizi unutturmamak, yöreye özel ve yöreyi farklı kılan özgün duruşları, gelenek ve görenekleri açığa çıkarmak, paylaşmak ortak sorumluluğumuzdur. Özellikle sevgili gençler, büyüklerinin bu konulardaki birikimlerini onlardan öğrenerek, video, fotoğraf ve yazılı olarak herkesle paylaşmalılar ki bu değerlerimiz korunabilsin, yok olmasın ve de bize özel güzel şeyler tüm yurdum insanıyla da paylaşılabilsin.

Sarayköylüler ve Sarayköy dostları, yöresel ve bölgesel, kültürel ve sosyal etkinliklerden, ulusal ve dini bayramlardan, yörenin ortak değer ve mutluluklarını, gerek yazışarak, gerekse fotoğraf ve videolarla paylaşırsanız, dostluk, kardeşlik, adına güzel şeyler yapmış olacaksınız.

İnsan davranışları, bulunduğu dönem ve koşullar içinde bir anlam bütünlüğü ve davranış tutarlılığı oluşturur. Geçmişin davranışlarını bugünün bakış açısıyla yargılamamak gerekir. Bu değerleri, doğru yada yanlış olarak değerlendirmek yerine, yöremizin o dönemdeki birer gerçeği olarak kabul etmemiz gerekir.

İşte sizlere, farklı kültür, din ve ulusların karşılıklı etkileşimlerinden arda kalan, yöremizdeki bazı davranış ve inançlardan bazı esintiler:

Yöredeki inanca göre eşik uğursuzdur, şeytan ve cinlerin saldırısına uğramamak için eşiğe basılmaz, eşikte oturulmaz.

Damında baykuş ötenin evinden ölü çıkacağına, evinin üstünden kuzgun geçen çiftin nikahının bozulacağına inanılır.

Ateş yanarken birden alevlenirse, biri ev sahibini andığına inanılır, ateşin çatırdayarak yanmasından, ev sahibi hakkında dedikodu yapıldığına inanılırdı.

Loğusa ve bebek kırk gün dışarıya çıkarılmaz. Doğumun 15, gününde yıkanan ve tuzlanan bebek için aynı gün kurban kesilirdi. Kurban etinden “Etli pilav” yapılırken kemikleri de gömülür. Loğusayı görmeye gelenlere loğusa çayı yada şerbet ikram edilirdi. Yeni doğan bebeklerin gözüne sürme çekilirdi. Çocuk erkekse sürmeyle yüzüne sakal bıyık yapılırdı. Kırk hamamından sonra anne, bebeğiyle birlikte ev ziyaretlerine gider. Konuk gidilen yerlerde çocuğa bir mendil içinde biraz şeker ve üç yumurta verilir. Bunlar verilmezse evdeki eşyaların fareler tarafından yenileceğine inanılırdı.

Yörede, ölü suyu ısıtılan kazanların altındaki sönmüş odunlar atılır. Ölü evden çıktıktan sonra yasin okutulur ve orada bulunanlara şerbet ikram edilir. Daha sonra birkaç ay, eve gelen konuklara hiçbir şey ikram edilmez. Elli iki gün sonra ölü evinde yufka açılır, helva ve pilav pişirilir ve bunlar dağıtılır.

Bilimsel olarak yanlışlığı kanıtlansa da o yıllarda, gecenin bir vaktinde yediğimiz yemeğin adı da “ YAT GEBER EKMEĞİ “ idi.

Bölge insanımızın yerel ağızla söylenmiş bir söyleşisini sizlerle paylaşarak kültürel değerlerimize bir katkı olsun isterim.

“akidesle neledesigiz gari,ani kimsile bisey yazmebba isigiz gucuguz bek mi cok”, “anaa Mıstafali ossun vasin netcen dee solenip durmu gari.gine eyi kotu iscezin var,hec olmiyanla ne essing. hekesin bi sikintisi va gari 

akides sen de dinneniken siir.iroman yazasing gari .kaapizigida yoruse gidive gucculu o hec tasilanma emi. galk galk hadi gari, ani hole silkilenive ad gendigni disalara Istambolun geyfini cikarive “, “hişşş gıı hatçe benim yok valla oturup duruum evcezimde. sıkıldım elemme ne etçen bizim işlee bööle,eççik çalış bol bol yat.kaapız gibi oldum yemin osun.yatı yata büyüpduruum “

Dost ve esen kalın.
Yaşamda her güzel şey sizin ve sizlerle olsun.